Â
HUKUK SİSTEMİMİZDEKİ MÜHENDİS İSTİHDAMINA İLİŞKİN MEVCUT DÜZENLEMELER VE
ORMAN MÜHENDİSLİĞİNİN DURUMU
Eşref GİRGİN*
           Türk hukuk sisteminde mühendislerin istihdam esasları ile ilgili olarak ilk kapsamlı düzenleme, 17 Haziran 1938 tarih ve 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun ile yapılmıştır. Bu kanun, Türk yüksek okullarından mezun olan mühendisler ile yabancı ülkelerden mezun olan mühendislerin Türkiye dahilinde çalışma yapabilmelerini saÄŸlayacak ruhsatname verilmesi esaslarını düzenlemiÅŸtir.Â
           Bu kanunun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilinde mühendislik ve mimarlık unvan ve salahiyeti ile sanat icra etmek isteyenlerin aşağıda yazılı vesikalardan birini haiz olmaları şarttır:
           a) Mühendislik ve mimarlık tahsilini gösteren Türk yüksek mekteplerinden verilen diplomalar;
           b) Programlarının yüksek mühendis veya mimar mektepleri programlarına muadil olduğu kabul edilen bir ecnebi yüksek mühendis veya yüksek mimar mektebinden diploma almış olanlara usulüne tevfikan verilecek ruhsatnameler; belirtilen diploma ve ruhsatnamelerden birisine sahip olmak zorundadır.
           Kanunun 6 ıncı maddesinde, Bu kanunda yazılı ruhsatnamenin verilmesi ve mektep programlarının tetkiki bu işlerle uğraşacak heyetin teşkili usulleri ve ruhsatnamelerden alınacak harç miktarları alakalı vekaletlerin mütaleaları alınarak Nafia Vekaletince hazırlanacak bir nizamname ile tespit olunur.Yabancı okulların ders programlarının eşdeğer olup almadığının bir heyet marifetiyle yapılacağı belirtilmiştir. Ancak bu görev, 4/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kurumu kanunda Yüksek Öğretim kurulunun görevlerini belirleyen ve 2880 sayılı kanunla değişik 7 inci maddesinin (p) bendiyle, yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından alınmış ön lisans, lisans ve lisans üstü diplomaların denkliğinin tespiti görevi Yüksek Öğretim Kuruluna verilmiş bulunmaktadır. O nedenle, bu kanunun 6 ıncı maddesine dayanılarak 11/5/1939 tarih ve 2/10941 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkartılan Mühendislik ve Mimarlık Ruhsatnameleri Hakkında Nizamname'nin uygulanabilirliği kalmamıştır.
           Kanunun değişik 7 inci maddesinde, 1 inci maddede belirtilen diploma veya ruhsatnamelerden birine haiz olmayanlar Türkiye'de mühendis veya mimar unvanı ile istihdam olunamazlar, imzalarla sanat icra edemezler, bu unvanları kullanarak rey veremezler ve imza da koyamazlar diploma veya ruhsatname olmayan mühendislerin kesinlikle çalışamayacakları ve aksi davranışta bulunanlar için, kanunun 8 nci maddesi ile cezalandırılacakları hüküm altına alınmıştır.
           Devlet daire ve müesseseleri ile Belediyelerde çalışan mühendislerin, mesai saatleri dışında da olsa ücretli veya ücretsiz özel surette sanatlarını icra edemeyecekleri 9 uncu madde de belirtilmiştir. Ancak Profesörlük, öğretmenlik ve doçentlik görevlerini yapan mühendisler bu madde dışında tutulmuştur.
           Â
           3458 Sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanuna dayanılarak, 11/5/1939 tarihinde yayınlanan Mühendislik ve Mimarlık Ruhsatnameleri Hakkında Nizamname'nin 2 ve 3 üncü maddelerinde yer alan mühendislikler aşağıdadır.
- Sivil Mühendislik (İhtisasları: yol, demiryolu, su, liman vs.),
- Elektro-mekanik Mühendisliği (İhtisasları: Elektrik, makine vs.)
- Muhabere Mühendisliği (İhtisasları: Radyo, telefon vs.)
- Tayyare Mühendisliği,
- Sıhhiye mühendisliği,
- Jeodezi mühendisliği,
- Mimarlık,
- Mühendis mimar,
- Maden Mühendisliği,
- Sanayi Mühendisliği (İhtisasları: Kimya, metalurji, mensucat vs.),
- Gemi inşaatı mühendisliği,
- Orman Mühendisliği,
- Ziraat Mühendisliği (İhtisasları: Amaliyatör mühendisliği vs.) olmak üzere biri mimarlık ve 12 si mühendislik disiplini yer almıştır.
Â
Günümüzde çeşitli mühendislik disiplinleri bulunmakta ve sayılarının 50 yi aştığı görülmektedir. Bu gün mevcut olan bir çok mühendislik disiplinleri 1930 yıllarda bulunmaz iken, Orman Mühendisliği Cumhuriyetin hatta daha öncesinin Devlet idaresinde yer aldığı görülmektedir.
Mesleğini Türkiye sınırları içinde icra eden mühendislerin, sayılarının ve çeşitlerinin çoğalması ve mesleklerini bir disiplin içinde yapmalarını sağlamak amacıyla, 27/1/1954 tarih ve 6235 sayılı "Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu" çıkarılarak tüzel kişiliğe haiz, kamu kuruluşu niteliğinde Birlik ve Odaların kurulması sağlanmıştır. Böylece her mühendis disiplini, üyelerinin meslek odalarını kurmaya başlamışlardır. Zaman içinde yeni mühendislik dallarının ortaya çıkmasıyla, Birlik tarafından yeni mühendis odalarının açılmasına karar verilmektedir.
Kanunun 16 ıncı maddesinde, Orman ve Ziraat Mühendisleri için özel bir hüküm getirilmiştir. Şöyle ki, Orman ve Ziraat yüksek mühendis ve mühendisleri de mensup oldukları cemiyetlerin umumi heyetleri kararı ile oda kurarak Birliğe dahil olabilirler denilmektedir. Kanunun bu madde gerekçesine ulaşmak mümkün olamamıştır. Ancak kanaatimizce, bu iki mühendislik disiplininin görev sınırlarının çok net olması ve diğer disiplinlerle karışmasının mümkün olmadığı var sayılarak, görev alanları sınırlarının Birlik tarafından çizilmesine ihtiyaç bulunmamaktadır. Buna karşılık 66 yıl önce mevcut olan sivil mühendislik, sanayi mühendisliği, muhabere mühendisliği kapsamında zamanımızda onlarca mühendislik disiplini doğmuştur. Bu durum, Orman Mühendisliğinin geçmişten günümüze hukuk sistemimiz içinde köklü bir maziye sahip olduğunun açık bir göstergesidir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu yürürlüğe girmesinin hemen ardından, 15/2/1954 tarih ve 6269 sayılı Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği Hakkında Kanun, daha sonra 6/5/1960 tarih ve 7472 sayılı Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun ve 16/6/2005 tarih ve 5368 sayılı Lisanslı Harita ve Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun lar yürürlüğe girerek ilgili mesleklerin görev sınırları çizilmiştir.
Kimyagerlik ve Kimya Mühendisleri Hakkında Kanunun 5 inci maddesi ile, resmi dairelerde çalışan ve bu kanunda sayılan unvanlara sahip Kimya Mühendislerinin mesai saatleri dışında mesleki mesleki sahada serbest çalışabilmelerine istisna getirilmiştir. Şöyle ki, 1 inci maddede yazılı unvanları almış olanların Devlet müesseseleriyle yarı resmi teşekküllerde vazife almış olanlar mesai saatleri dışında mesleki sahada serbest çalışabilirler. denilmektedir.
Aynı şekilde Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde; Umumi, mülhak ve hususi bütçeli idarelerle, belediyeler ve bunlara bağlı idare, müesese ve teşekküllerinde ve bu müesseselerin ve teşekküllerin iştiraklerinde vazife gören ziraat yüksek mühendisleri mesai saatleri haricinde tasdik ve murakabe ve muamelesi kendisine veya mensup olduğu daireye ait olmamak üzere iştigal ve ihtisasları ile alakalı her türlü faaliyetlerde bulunabilirler. denilmektedir. Bu iki yasanın maddelerinin karşılaştırılmasında, resmi dairelerde çalışan kimya mühendislerinin serbest çalışmalarında sınırlama getirilmez iken, ziraat mühendislerinde kendi çalıştıkları dairenin işlerinde sınırlama getirilmiştir. Ancak diğer resmi dairelere ait işerin serbest olarak yapmalarına her hangi bir sınırlama getirilmemiştir.
Lisanslı Harita ve Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunun 7 inci maddesinde; ... Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden ayrılanlar son iki yıl içinde görev yaptıkları kadastro müdürlüklerinin yetki alanı sınırları içinde üç yıl süre ile lisanslı büro açamazlar. denilmek suretiyle, 2/11/1981 tarih ve 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun hükümlerine benzer düzenleme getirilmiştir.
Kamu görevlerinden ayrılanların yapamayacakları işler hakkında ki 2531 sayılı kanunun 1 inci maddesi tüm resmi kurum ve kuruluşları kapsamaktadır. Kanunun 2 inci maddesinde yasak ve yasaklanma sürelerini kapsamaktadır. İkinci madde de, Birinci madde kapsamına giren yerlerdeki görevlerinden hangi sebeple olursa olsun ayrılanlar, ayrıldıkları tarihten önce iki yıl içinde hizmetinde bulundukları daire, idare, kurum ve kuruluşlara karşı ayrıldıkları tarihten başlayarak üç yıl süreyle, o daire, idare, kurum ve kuruluştaki görev ve faaliyet alanlarıyla ilgili konularda doğrudan doğruya veya dolaylı olarak görev ve iş alamazlar, taahhüde giremezleri komisyonculuk ve temsilcilik yapamazlar. Özel kanunlardaki yasaklayıcı hükümler saklıdır.ifade edilmektedir.
2531 sayılı kanunun 2 inci maddesinde yer alan, Görev alanı konusunun tanımlanmasında tatbikatta birliktelik sağlanamamaktadır. Bu tanım, bir yasa değişikliği veya içtihatı birleştirme kararıyla açıklığa kavuşturulmalıdır. Lisanslı Harita ve Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında kanunun 7 inci maddesinde bu konunun sınırları net olarak çizilmiştir. Şöyle ki, ...son iki yıl içinde görev yaptıkları kadastro müdürlüklerinin yetki alanı sınırları. Hüküm ile görev alanı işin fiilen yapıldığı yer olarak hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tanımlanmıştır. Bu yaklaşımdan hareketle, görev alanı tanımının işin fiilen yapıldığı ve sorumluluğun üstlenildiği yer olarak anlaşılması gerekmektedir.
Mühendislik disiplinlerinin görev, yetki ve sorumluluk alanlarının yasalarla belirlenmesi önemli bir konudur. Böylece yetki alanı tartışmalarına son verilerek her meslek grubunun yetkili oldukları alanlar belirlenmiş olacaktır. Genellikle bu yol seçilmeyip, muhtelif konularda çıkartılan diğer kanunların içerisinde yapılan sessiz sedasız düzenlemeler ve bu düzenlemelere dayalı ikincil mevzuat düzenlemeleri yapılmak suretiyle bazı mühendislik alanlarına haksız avantajlar sağlanmaktadır. Bu durumda, yetki alanı tartışmaları çıkmakta ve yeni sorunlar gündeme gelmektedir.
Orman Mühendisliği konularıyla yakından ilgili bazı alanlarda yapılan düzenlemelerden örnekler vermek istiyorum.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (3/7/2005 tarih ve 5403 sayılı), hiçbir ayrım yapmadan, orman toprakları dahil tüm toprakların sınıflandırılması, belirlenmesi ve arazi kullanım planlarının hazırlanmasını ön görmektedir. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının koordinasyonunda işlerin yapılmasına amirdir. Kanunun arazi kullanım planlarının yapılması alt başlıklı 10 uncu maddesinde, ...Bakanlık tarafından hazırlanan veya hazırlattırılan arazi kullanım planlarında; yerel, bölgesel ve ülkesel ölçekte tarım arazileri, mera arazileri, orman arazileri, özel kanunlarla belirlenen alanlar, yerleşim alanları, sosyal ve ekonomik amaçlı alt yapı tesisleri ile diğer arazi kullanım şekillerine yer verilir. Bakanlık, arazi kullanım planlarının hazırlanmasını ihtiyaca göre valiliklere devredebilir... hükmüyle, ülkenin %27 sini kapsayan orman alanında görev yapan orman idaresi ve orman mühendisine yer verilmiyor.
Aynı kanunun toprak koruma projelerinin hazırlanması alt başlıklı 12 inci maddesinde, ...Toprak koruma projeleri arazi bozulmalarını ve toprak kayıplarını önlemek için gerekli olan sekileme, çevirme, koruma duvarı, bitkilendirme, arıtma, drenaj gibi imalat, inşaat ve kültürel tedbirleri içerir, en az bir ZİRAAT MÜHENDİSİ sorumluluğunda hazırlanır ve valilik tarafından onaylanır.... ifadesiyle, 20.7 Milyon hektar orman alanındaki erozyon kontrolü projelerinin orman mühendisi olmadan yapılabileceğini çağrıştıran bir düzenleme getirilmiştir. Burdur, Tokat, Kargı, Erzincan, Boyabat, Menderes havzası, Sultan dağları vb. birçok alanlardaki erozyonu önleyen, Terkos gölü, Antalya Belek, Adana Akyatan, Antalya Demre vb. aktif rüzgar erozyonu alanlarındaki kumul hareketlerini durduran, ülkenin yaklaşık 900 bin hektar alanında çok başarılı erozyon kontrolü çalışmaları yapan Orman Mühendisliği mesleği yok sayılmaktadır.
Organik Tarım Kanunu (1.12.2004 tarih ve 5262 sayılı) un 7 inci maddesinde, ...Orman sayılan yerlerde ürün toplanması ile ilgili usul ve esaslar, Çevre ve Orman Bakanlığının görüşü alınarak, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.... yer alan ifadeyle, ormanlık alanlardaki odun dışı orman ürünlerinin üretimlerinin, 6831 sayılı yasa ve Orman Genel Müdürlüğünün görevlerini belirleyen 3234 sayılı yasaya aykırı olarak Orman Mühendislerinin bilgileri dışında toplatılmasına imkan vermektedir.
Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu (15/5/1957 tarih ve 6968 sayılı), ağaç ve ağaççık ayrımı yapılmadan tüm bitkilerin karantina hizmetlerini bir arada yürütülmesini sağlamaktadır. Bu kanunun 1 inci maddesinde, Nebat tabiri ile her türlü nebatlar, bunların mahsulleri, tohum, fidan, fide, çelik, aşı kalemi, yumru, kök ve soğanları ve diğer parçaları,..,aynı kanunun 2 inci maddesinde, Bütün nebatların ithal, ihraç ve memleket dahilinde nakilleri, hastalık ve zararlılardan korunmaları, zirai mücadele alet ve ithal, imal, ihzar, satış, ve kullanılmaları bu kanun hükümlerine tabidir. hükümleri yer almaktadır.
Bu kanuna dayanılarak 6/8/1964 tarih ve 6/3346 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile çıkartılan Zirai Karantina Tüzüğü nün 1 inci maddesinde; İthale mani teşkil eden veya mücadeleye tabi tutulan veya yeni bir bulaşma tehlikesi arz eden bitki hastalık ve zararlılarının bulaşmasını önlemek; ihraç edilecek bitkilerin muayene ve kontrol edilmelerini sağlamak; hariçten gelen ve hastalık veya zararlı getirmesi ihtimali bulunan ve bitki deyimi dışında kalan her türlü maddenin muayenesini yapmak... belirtilmiştir.
Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu ve Zirai Karantina Tüzüğünde, bu hizmetlerin tamamının açıkça ziraat mühendislerince yapılacağı belirtilmemesine rağmen, bunlara dayanılarak çıkartılan uygulama yönetmeliğinde, orman ağaç, ağaççık ve fidanı ayrımı yapılmadan, bitkilerin ithal, ihraç ve nakillerine dair karantina hizmetleri ziraat mühendislerinin yetki alanına bırakılmıştır. Bu yönetmeliğin hazırlanmasında, orman ürünlerine ait bu hizmetlerin Orman Mühendis ve Orman Endüstri Mühendislerince yapılması yönünde uzun görüşmeler yapılmasına rağmen yine bir sonuç alınamamış ve zirai karantina ve fumigasyonla ilgili 2005 yılı içinde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca çıkartılan yönetmelikte ziraat mühendisleri yetkili kılınmıştır. Burada belirtmek istediğim şudur: Mesleklerin görev ve yetki alanları tam belli edilmez ise, bilimsel gerçeklere aykırı olarak, burada olduğu gibi, ithal, ihraç ve nakillerde, orman bitki ve ürünlerinin zirai karantinayı gerektiren hizmetler, doğrudan ilgisi olmayan bir başka meslek mensubunca yerine getirilmektedir.
Tatbikatta, orman bitki ve ürünlerinin ithal ve ihracatındaki karantina hizmetlerini orman mühendisleri yapmakta, orman mühendislerince tutulan raporlara dayanarak düzenlenen belgeler ziraat mühendislerince imzalanmaktadır.
Mesleki hizmetlerin denetim altına alınması, hizmette bilimselliği, standardı ve kaliteyi yükseltmek amacıyla, özellikle 1999 da Yalova, Kocaeli, Düzce ve Bolu'da meydana gelen ve çok sayıda çan kaybına neden olan depremlerinden sonra, önce 3/2/2000 tarih ve 595 sayılı Kanun hükmünde kararname ve ardında bu K.H.K. yi yasalaştıran 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun çıkartılmıştır. Bu kanunun 1 inci maddesinde, Bu kanunun amacı; can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. ifadesiyle, hem mesleki standart getirilmek istenmiş ve hem de bu alanda iş yapan mühendislere yasal sınırları belli istihdam alanları hüküm altına alınmıştır.Bu yasadan da açıkça anlaşıldığı üzere, mühendislik mesleğinde standardın çok büyük önemi bulunmaktadır. O nedenle her meslek, kendi alanındaki işlerinin mutlaka o meslek mensuplarınca yapabilecek hukuki düzenlemeler yapılmalıdır.
Ülkemizdeki ormancılık eğitim ve öğretim programlarının oluşturulması, orman teşkilatının yapılandırılmasında önemli etkileri olan Almanya'da Orman Mühendislerinin yaptıkları ve yetkili oldukları işlere özetle bir bakacak olursak şöyle bir durumla karşılaşılmaktadır.
Ormancılık alanında; Orman İşletmeleri ve ormancılık sektöründe hizmet veren işletmelerin yönetimi, Ormancılık konularında bilirkişilik, ağaçlandırma, sel ve erozyon kontrolü, fidanlıklar, odun amenajmanı, karma ve sosyal ormancılık (Agro- Forestry) konularında kalkınma yardımı projeleri,
Ekolojik alanda; Tür ve biyotop koruma, mühendislik biyolojisi, toprak bilgisi ve jeobotanik açısından eksperlik, muhafaza ormanlarının iyileştirilmesi, atık alanlarının iyileştirilmesi, ağaçlarla ilgili bilirkişilik, ağaç bakımı, yetişme ortamı keşif ve etüdü, peyzaj planlama, yaban hayvanları amenajmanı,
Yönetim ve mevzuat alanında;Doğa koruma idareleri, yerel doğa koruma daireleri, bölge planlama ve çevre hukuku, diplomatik görev, patent avukatlığı,
Bilim ve araştırma alanında; İklim araştırmaları, kazı araştırmaları, simülasyon ve model geliştirme, en geniş anlamda çevre araştırmaları,
İşletme düzeyinde; Amenajman, üretim planlaması ve uygulamaları, iş organizasyonu ve analizi, iş planlaması, danışmanlık, işletme yönetimi, orman yolları planlama ve denetimi, makine ücretlerinin hesaplanması,
Bilgi işlem çalışmalarında;  Coğrafi bilgi sistemleri (GİS) nin karmaşık sorunların çözümünde uygulanması, ölçme, hava fotoğraflarının yorumlanması ve değerlendirilmesi, uzaktan algılama, küresel pozisyon belirleme sistemleri (GPS) nin kullanılması,
Sosyal-Pedagojik alanda; Yetişkinlerin eğitimi, çevre eğitimi, sosyal ampirik araştırmalar (anketler gibi), uzman habercilik olduğu görülmektedir.(İ.Ü.Orman Fakültesi Akademik kurulun 16/7/2004 tarihli raporu)
Ülkemizde de orman mühendisliği mesleğinin sınırlarının çizilmesinde benzer düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir.
Avrupa Birliği bünyesinde mesleklerle ilgili olarak yürütülen çalışmalar, birbiriyle bağlantılı olarak mesleki yeterliliklerin tanınması ve hizmetlerin serbestçe dolaşımının sağlanması şeklindedir.
Bilindiği üzere, 24 Temmuz 2003 tarih ve 25178 mükerrer sayılı resmi gazetede yayınlanan Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmense ilişkin Türkiye ulusal programının, Üyelik Yükümlülüklerini Üstlenebilme Yeteneği ana başlığı altındaki Kişilerin serbest dolaşımı bölümünde öncelik olarak mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması yer almaktadır.
Mesleki niteliklerin karşılıklı olarak tanınmasının temel unsurlarından birini Düzenlenmiş Meslekler oluşturmaktadır. Bir mesleğin edinilebilmesi, icrası ve sürdürülebilmesi için gereken mesleki yeterliliklerin kanun ve ikincil mevzuatla düzenlenmiş olması halinde söz konusu meslek Düzenlenmiş meslek olarak tanımlanmaktadır. Orman Mühendisliği mesleğinin düzenlenmiş meslek olması için, yasal çerçevesinin belirlenmesi gerekmektedir. O nedenle, Orman Mühendisleri Odası olarak Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanun'un çıkartılmasına özel bir önem verilmiştir.
Burada kısaca meslek hak, yetki ve görevleri hakkında ki kanunla ilgili olarak bazı bilgiler vermek istiyorum.
- Â
- Mesleğimizin faaliyet konularına ilişkin görev alanlarının sınırları belirlenmektedir.
- Mesleki standartların yükseltilmesi için mesleki pratik yapma ve sonunda sınav esası getirilmektedir.
- Orman Mühendisliği mesleğinin serbest meslek mensupluğu ve serbest yeminli meslek mensupluğu büroları vasıtasıyla yapılması sağlanacaktır.
- Ormancılık hizmetlerinin ormancılık ve orman ürünleri bürolarından satın alınarak yürütülmesinin önü açılmaktadır.
Uluslar arası ormancılık süreci, 1992 RİO zirvesinden itibaren tüm Dünya ülkelerine çevresel boyutlu ve çok çeşitli önemli görevler yüklemektedir. Nitelik ve içerik itibariyle çok çeşitli olan bu görevlerin yerine getirilmesi için eğitilmiş ormancı teknik elemanlara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu hizmetleri yürütecek Devlet kadrolarında yeterli nitelik ve nicelikte mühendis istihdam edilememektedir. Mühendis ihtiyacı oldukça had safhada olup, bu açığın hizmet satın almak yoluyla kapatılmasında bu yasa önemli bir rol oynayacaktır.
Nitekim 22-24 Aralık 2005 tarihleri arasında Antalya'da yapılmakta olan Türk Ormancılığında, uluslar arası süreçte acil eyleme dönüştürülmesi gereken konular, mevzuat ve yapılanmaya yansımaları konulu sempozyum sonucunda ortaya çıkacak olan önerilerin hayata geçirilmesinde, Orman Mühendisliği Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği hakkında kanun önemli bir misyonu yüklenmiş olacaktır.
*Or. Yük. Müh. Orman Mühendisleri Odası AR-GE Komisyonu Başkanı





