e-Posta Yazdır PDF

 

DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA SUNULMAK ÜZERE ÖZEL AĞAÇLANDIRMA PANELİNE YÖNELİK HAZIRLANAN İNCELEME RAPORU

"ZEYTİN. ORMAN AĞACI DEĞİLDİR"  KARARI ORMAN ALANLARININ DARALMASINA NEDEN OLABİLİR.

 

I) RAPORUN HAZIRLANMA NEDENİ VE KONUSU: 

Orman Mühendisleri Odası genel merkezince,  İzmir'de 09-10 Haziran 2005 tarihleri arasında  bir günü arazi ve bir günü büro olmak üzere, Türkiye'de Özel ağaçlandırmalar konulu panel düzenlenmiştir.

Panelin İzmir'de yapılmasının en büyük nedeni;  bu bölgede özel ağaçlandırma örneklerinin çok oluşu ve çözüm bekleyen çok çeşitli sorunların bulunmasıdır. Panelde, özel ağaçlandırmaların teknik, sosyal, ekonomik, idari ve hukuki boyutları tartışılmış ve önemli sonuçlar elde edilmiştir.

Panelde; halen Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunda görüşülmekte olan,  Danıştay 8 inci dairesinin Zeytin ağacı ile ilgili olarak verdiği zeytin orman ağacı değildir yönündeki, E: 2002/13 ve K:2003/1949 nolu kararı, bölgede yeni gelişmeleri beraberinde getirdiğinden çeşitli yönleriyle tartışılmıştır. Yapılan tartışmalarda, zeytin ağacının orman ağacı değildir yönündeki mahkeme kararının, çok önemli orman mülkiyeti sorunlarını beraberinde getireceği sonucuna ulaşılmıştır. O nedenle, zeytin ağacı ile ilgili panelde ortaya çıkan sonucun, Danıştay Birinci Başkanlığına gönderilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

 Zira Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunda görüşülmekte olan, 8 inci Daire kararına istinaden verilecek nihai kararın; ülkemizin orman alanlarının daraltılması, ormanlar aleyhine muhtemel tehditlerin oluşturulması ve yeni bir takım sorunların gündeme getirilmesini önlemek için, panel sonucunun yüksek mahkemeye aktarılmasına ihtiyaç hasıl olmuştur.

Bu amaçla, Danıştay Birinci Başkanlığına sunulmak üzere Odamız adına emekli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürü, Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Oda AR-GE komisyonu başkanı ve panel koordinatörü Eşref GİRGİN tarafından iş bu rapor düzenlenmiştir.

 

II) İNCELEME: 

Orman Kanununun 57 inci maddesinde 1986 yılında 3302 sayılı kanun ile yapılan değişiklikte; Orman sahasını artırmak maksadıyla, orman sınırları içinde yangın ve çeşitli sebeplerle meydana gelmiş açıklıklarda verimsiz, vasıfları bozulmuş ve amenajman planlarında toprak muhafaza karakteri taşımadığı halde muhafazaya ayrılmış orman alanları ile Devlete ait olup orman yetişme muhiti şartları bakımından elverişli olan yelerde; köy tüzel kişilikleri ve diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından Orman Genel Müdürlüğünce uygun görülecek planlara göre ağaçlandırma yapılabilir Uygulama usul ve esasları Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte gösterilir. denilmektedir.

 Kanunun 57 inci maddesinin uygulanma usul ve esaslarının belirlenmesi amacıyla, 1987 yılında ilk Ağaçlandırma Yönetmeliği yayınlanmıştır. Daha sonra, gelişmelere paralel olarak  zaman zaman  Ağaçlandırma Yönetmeliğinde gerekli değişiklikler yapılmıştır.

Yapılan bu değişikliklerin bazı maddeleri  Danıştay'da iptal davasına konu edilmiştir. Bu davalardan birisi de; TEMA Vakfının, Danıştay 8 inci dairesinde açmış olduğu 23.2.1998 tarihli ve 23267 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ağaçlandırma Yönetmeliğinin 14/b maddesinin iptali ile Orman Bakanlığı - SS Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Tarım satış Kooperatifleri Birliği arasında imzalanan 12.01.2001 tarihli  protokolün iptaline ilişkin Esas No: 2002/13 ve Karar No:2003/1949 sayılı davadır.

Bu davada Danıştay  8 inci dairesi, yönetmeliğin 14/b maddesinde yer alan orman ağaççık türlerinden Zeytinin orman ağacı olmadığı yönünde karar vermiş ve bu ağaç türüyle özel ağaçlandırmanın yapılamayacağına hükmetmiştir. Bu karar üzerine, Çevre ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliği, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna 22.08.2003 tarih 2541 sayılı dilekçeyle kararın bozulması istemiyle itiraz etmiştir. Henüz itiraz dilekçesi genel kurulca karar bağlanmamıştır. Ancak, 8 inci daire kararından sonra zeytin ağacı özel ağaçlandırmaya konu edilmemiştir. Bu durum, özellikle Eğe bölgesinde ciddi rahatsızlıklar yaratmıştır. Dolayısıyla, Odamız tarafından İzmir?de gerçekleştirilen özel ağaçlandırma panelinde, Zeytin ağacı ile ilgili  Danıştay kararı da önemli bir yer tutmuştur.

Panelde, panelistlerce tartışılan konulardan zeytin başta olmak üzere özel ağaçlandırmalarla ilgili önemli noktalara ait alıntılar aşağıya çıkartılmıştır. 

a) Prof. Dr. Sedat AYANOĞLU: (İ.Ü.Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Ormancılık Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı ...Efendim, burada söyleyeceklerimi yanlış anlamayın. Hepimiz bu ülkenin insanlarıyız, hepimiz bu ülkenin kalkınmasını, orman köylüsünün kalkınmasını isteriz. Yürekten dilerim ve kendimiz de aynı zamanda orman köylüsüyüz. Eğer, burada orman köylerinin temsilcileri varsa, rahat olsunlar, kesinlikle alınmasınlar. Bizim kaygılarımız sadece hukuk sistemine uymayan bazı noktalardaki endişelerdir. Bütün bunlardan kaynaklanmıştır. Sanıyorum bunun çözümü de var, bir şekilde çözüme bağlanabilir....

Bütün bu düzenlemelerde, gerek yönetmelik değişikliklerinde, gerek kanun değişikliklerinde fakülteden görüş istenildiği zamanda biz bu endişelerimizi dile getiren raporlarımızı getirdik, başka bir amacımız yoktur. Bu sistemler uygulanabilir mi dersek; uygulanabilir. 57 nci maddede gerekli düzenlemeler yapılarak, bunlarla 17 nci maddeye atıfta bulunarak, bir süre konularak, sanki oralarda bina ve tesis yapıyormuş gibi ki, ağaç dikmek de bir tesisidir. İzne bağlanabilir ve hukuki şablonuna oturtulabilir. ..

 

b) Av. Nurten ÖZER (Emekli Başbakanlık 1. Hukuk Müşaviri ve Orman Genel Müdürlüğü eski Kadastro ve Mülkiyet Daire Başkanı ve 1. Hukuk Müşaviri): Şimdi, bence, en önemli husus; yasaların yorumlanmasından ve yasaların uygulanmasından kaynaklanıyor. Ne kadar koruyucu tedbir alırsak alalım, ne kadar polisiye hükümler koyarsak koyalım; eğer, yeterli düzeyde ormancılık kültürü gelişmemişse, halk bu konuda bilinçlenmemişse, ormanı koruyacağımıza ben inanmıyorum. Bir tarihte 320 000 adet orman-halk ihtilafına ilişkin dava takip ettim. Bu davalar konusunda, lehte ve aleyhte alınan kararlar da oldu. Ancak, ifasında da çok büyük problemler var. O nedenle, önceden suçlu aramaktansa, bence halkın bilinçlenerek, idarenin de gerekli tedbirleri alarak, yasal düzenlemeleri yaparak, bu konunun yaygınlaştırılmasının uygun olacağını açıkçası düşünmekteyim.

Bu konuyu da böylece geçtikten sonra; ayrıca, 6831 sayılı Kanunun, 6 ıncı maddesinde, ormanlara ait her türlü iş ve işlemler, Orman Genel Müdürlüğünce -o tarihte bakanlık kurulmamıştı- yapılır ve yaptırılır hükmü vardır. Bu hükümden hareketle, özel ağaçlandırma çalışmalarının Anayasaya aykırı olmadığına, Danıştay'ın görüşüne ilaveten ifade etmek istiyorum.

Zeytin özel ağaçlandırmaya, 1998 yılında yürürlüğe giren ağaçlandırma yönetmeliğiyle konu edilmiş ve 1998 yılından itibaren de uygulama yapılmış; ama, daha sonra, özel sektörle yapılan bir protokol nedeniyle açılan davada, Danıştay zeytin ağacı konusundaki yönetmeliğin ilgili maddeleri hakkındaki yorumunu ortaya koymuştur. Hocamızın dediği gibi gerekçe kısmında sadece zeytin ağacını değil, fıstık çamlarını, sakızlıkları, harnuplukları ağaç saymamıştır. Ancak, dava zeytinle ilgili olarak açıldığı için hüküm kısmında zeytin ağaçlaması yapılmasının, Orman Kanununun 57 nci maddesine aykırı olduğuna karar vermiştir. Gerekçesi de zeytin orman ağacı değildir. Zeytin orman ağacı değildir, ama ben mühendis değilim, ama söylediğim gibi Orman Genel Müdürlüğünde bu kadar uzun çalışmam, babamın da ormancı olması nedeniyle, arazideki gözlemlerime göre de, 6831 sayılı Orman Kanunun 1 inci maddesine baktığınız zaman, tabii olarak yetişen veya emekle yetişen ağaç ve ağaççık toplulukları diğerleriyle beraber orman sayılırlar. Ormanın tanımında 4 unsur var; ağaç, ağaççık, topluluk ve yerleri.

Zeytine baktığımız zaman orman literatüründe de ağaççık tanımına girdiği, yani 8 metreden kısa boyda, yayvanlaşan, enine yayılma gösteren bir ağaç türü ve 6831 sayılı Orman Kanunun istisna bentleri arasında da, ancak sahipli arazide olursa, orman sayılmamıştır. Sahipli arazideki zeytinliklerin orman sayıldığına ilişkin elimde Yargıtay kararı mevcuttur. Yani, Yargıtay adli yargı, Danıştay idari yargıdır. Şimdi, adli yargıda verilen bir kararla, idari yargıda verilen bir kararın çekişmesi söz konusu. Bakın, ne diyor, 20 inci hukuk dairesi ki, katı bir orman dairesidir. Hep orman lehine karar veren, bizim çok güvendiğimiz, kendimizi emniyette hissettiğimiz bir dairedir. Diyor ki, davacı gerçek kişilerin taşınmazla ilgili mülkiyet belgesi vardır. Keşifte görev alan bilirkişilerin sunduğu 8.10.1990 tarihli raporda, taşınmazların yer yer zeytin, kermez, sakızlık gibi ağaç türlerinin mevcut olduğu, yer yer taşlık ve yüzde 15 eğimli olduğu açıklanmış, buna rağmen sonuç kısmında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Oysa ki, bu bitkiler orman bitkileridir. Tanımı yapılan taşınmazların 6831 sayılı Kanunun içinde yer alması düşünülemez. Oysa ki, Danıştay, zeytinle ilgili kararında zeytin ormanı ağacı değildir diyor. Danıştay?ın kararına saygı duyuyorum, mahkeme kararlarına hepimiz uymak zorundayız. Şu anda karar genel kurulda, fakat karar bu haliyle kesinleşecek olursa, demin hocam da vurguladı, o zaman, şimdiye kadar orman sınırları içinde bırakılan zeytinlikler için büyük bir tehlike söz konusudur. Zeytin orman ağacı değildir demek, bence çok büyük bir yanılgıdır. Eğer, biz, zeytini orman ağacı saymazsak, dediğim gibi, bundan sonra kadastro çalışmalarında da büyük baskılar olacaktır. Şimdiye kadar orman sayılan yerlerle ilgili olarak hem davalar açılacaktır. Hem de idarenin başı çok ağrıyacaktır diye düşünmekteyim. Beni dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür eder, saygılar sunarım...
 

c) Eşref GİRGİN (Emekli Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürü, Orman Mühendisleri Odası AR-GE Komisyonu Başkanı) : ....Yine orman ağaççığı türlerinden olan zeytin hakkında Danıştay'ın ilgili dairesinden orman ağacı değildir diye son derece tehlikeli bir karar çıkmış ve idari dava daireleri genel kurulunda itiraz üzerine görüşülmeyi beklemektedir. Nasıl sonuçlanacağını  zamanla göreceğiz. Tabiî, yargı kararlarına saygımız var. Kararlara uyuldu da, ama bu konunun bir kez daha düşünülmesi için herhalde panel sonucunda ortaya çıkan fikirlerin etkili olacağını ve etkili olması gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi 1998 yılında yayınlanan yönetmeliğe geldik. O zaman Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürü idim. Özel ağaçlandırma konusunu biraz daha açtık. Önceki yönetmelikte var olan ve yargı kararı ile orman ağacı olduğu  rüştünü ispatlayan Ceviz ve kestane türleri vardı. Bunların yanına zeytin, harnup ve antepfıstığını da koyduk. Bu türler ormanlarımızda doğal olarak yetişmektedir. Arkadaşlar, bu türler insanlara ekonomik yönden çok gelir getirmektedir. Hem orman ağacı olmaları ve hem de ekonomik bakımdan kıymetli olmaları nedeniyle doğal yetişme ortamlarında izin verilmek üzere yönetmeliğe koyduk. Bu türler yine dava konusu yapıldı. Bu kez yeni yönetmeliğin 14/B maddesinde yer aldığı için bu madde iptal konusu edildi. Dava konusu maddenin tüm iptal istemiyle maddede yer alan tüm odun dışı ürünler veren türlerin kalkması amaçlandı. Ancak, Danıştay sadece zeytini orman ağacı değildir diye kararlaştırdı. Kararda gerekçeler belirtildi. Gerekçelerin dayandırdığı Orman Kanunun birinci maddesinin istisna bentlerinin hepsinin başında ortak bir nokta olarak şayet özel mülkiyette olursa orman sayılmayacağı denilmektedir. Arkadaşlar, özel mülkiyette fıstık çamı da var, zeytin de var. Şayet böyle bir ayrım söz konusu olmasaydı, bütün ovadaki zeytinlikler orman olurdu. Bu karar ile zeytin orman ağacı değildir denildiği zaman, orman kapsamına giren alanlardaki zeytinliklerin orman dışına çıkartılması gibi son derece tehlikeli bir  oluşumla karşı karşıya kalınacaktır. Kanun koyucu, bu konuda hata olmaması için, böyle bir ayrımı istisna maddeleriyle açıklığa kavuşturmuştur. Bu demektir ki, zeytin ağacının özel mülkiyette olmayanı da vardır. Özel mülkiyette olmayan yerlerdekiler orman kapsamındadır.  Özel mülkiyette olmayan bu zeytin ağaçları da orman ağacı olarak kabul etmek gerekir.  Danıştay 8 inci dairesinin verdiği bu kararın onanması halinde, devlet orman alanlarının daraltılması yönünde sıkıntıların doğacağını ifade etmek istiyorum. Orman idaresi, Danıştay'ın bu son kararına uyarak, özel ağaçlandırma yönetmeliğinden zeytini çıkartmıştır...

Panelde, özel ağaçlandırmaların hukuki, teknik ve idari boyutlarını tartışan ve kendi alanlarında uzman üç panelistin görüş ve tespitleri yukarıdaki şekildedir. Ortak nokta, zeytin ağacının orman ağaççığı olduğu yönündedir. Danıştay 8 inci dairesinin zeytin orman ağacı değildir yönündeki kararının son derece tehlikeli sonuçlar doğuracağını açıkça belirtilmişlerdir.

Adli yargı, zeytinin sahipli arazide olmaması halinde orman ağacı olduğuna dair kararları bulunmaktadır. Hatta sahipli arazide olup ta, mülkiyet belgesinin orman yönünden incelenmemesi halinde dahi o yerlerin orman olduğuna dair kararları mevcuttur. Bu husustaki idari yargı kararının, tartışılır olduğu çok açık bir şekilde görülmektedir. O nedenle, Danıştay idari dava daireleri genel kurulunun bu konuyu dikkate alarak, çözüme kavuşturmasının çok büyük önem arz ettiği görülmektedir. Genel kurulun bu konuda adli yargı paralelinde bir karar vermemesi halinde, Eğe, Akdeniz ve Marmara bölgesi ormanlarında tabii olarak bulunan yüzlerce hektarlık  delicelik (Olea Oleaster) ve yabani zeytinliklerin (Olea europaea) orman dışına çıkartılmasının yolu açılmış olacaktır. Orman Genel Müdürlüğü Orman İdaresi ve Planlama Daire Başkanlığı kayıtlarında, Eğe ve Marmara bölgesinde yer alan Muğla, İzmir ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü ormanlarında yabani zeytin ve deliceliklerin orman ağaççığı olarak yer aldığı ve ormanların asli unsurları olduğu görülmektedir.

Türkiye Büyük millet Meclisi, zeytin ve zeytin yağı üreticilerin sorunlarını tespit etmek ve çözüm yolu bulmak amacıyla, geçtiğimiz aylarda bir araştırma komisyonu kurmuştur. Araştırma komisyonu üyelerine, yurt içinde yaptıkları seyahatler esnasında, bozuk orman alanlarında daha önce izin verilen, ancak iptal davası nedeniyle durdurulan özel zeytin ağaçlandırma konuları da yansıtılmış ve çözüme kavuşturulmasının istenildiği duyulmuştur.

Ayrıca ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarını araştırma komisyonu kurmuş ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Aralık-2005 tarihli bir rapor düzenlemiştir.

Bu raporun üretim bölümünün bir maddesinde şu çözüm önerisine yer verilmiştir. Şöyle ki; Eğe bölgesinin sahil şeridinde zeytin yetiştirilmeye uygun, diğer ürünlerin yetişme olanağı bulunmayan boş alanlar ile başka ürünlerin verim düşüklüğü nedeniyle değerlendiremediği bozuk orman alanları yaklaşık 12 milyon dekardır. Bu bozuk orman alanları ve zeytinciliğe uygun hazine arazileri geçmiş uygulamalar da dikkate alınarak, gerekiyorsa yeni yasal düzenlemeler de yapılarak, özellikle yörenin topraksız ve az topraklı köylülerine zeytin ağacı dikilmesi amacıyla verilmelidir.

Görüldüğü gibi siyasetçiler, halkın isteklerini de dikkate alarak, bozuk orman alanlarının köylülere verilmesi yönünde yasal düzenlemeler yapabilmeyi dahi düşünmektedir. Böyle bir ortamda, zeytin ağaçlarının orman ağacı değildir yönündeki kararın kesinleşmesi durumunda, zeytin ağaçlarının yer aldığı bozuk orman alanları; Danıştay'ın kararı da gerekçe gösterilerek, muhtemel yapılacak yasal düzenlemelerle, bir daha geri dönülmeyecek şekilde orman sınırlarının dışına çıkartılmasının yolu açılmış olabilecektir. Böylece orman alanlarını koruyalım derken, daraltılmasına imkan sağlanmış olacağından endişe duyulmaktadır.

Halbuki, iptal edilen Ağaçlandırma Yönetmeliğinin 14/b maddesi gereğince, bu tip alanlar, Çevre ve Orman Bakanlığının izniyle Devletin  mülkiyeti ve denetiminde kalarak zeytin ağaçlandırılmasına konu edilmekte ve orman alanlarının daraltılması söz konusu olmamaktadır. Zira zeytin bitkisi, 6831 sayılı Orman Kanunun birinci maddesindeki, orman tanımının ağaççık unsuru içinde yer almaktadır. O nedenle, Orman Kanunun değişik 57 inci maddesi uyarınca, yurtta Orman varlığının artırılması söz konusu olduğuna göre, orman tanımının bir unsuru olan ve özellikle odun dışı ürün veren zeytin gibi ağaççık türleriyle de yeni orman alanlarının kurulmasına imkan sağlanmıştır. Böylece hem ülke ekonomisine ve kırsal kesime önemli bir girdi sağlanmış, hem de orman halk ilişkilerinin gelişmesi ve ormanlara sosyal baskının azaltılması yönünde önemli mesafe alınmıştır. Orman alanlarının daraltılması da söz konusu olmamıştır.
 

III) SONUÇ VE ÖNERİLER: 

Orman Mühendisleri Odasının, 09-10 Haziran 2005 tarihlerinde İzmir ilinde gerçekleştirdiği Türkiye'de özel ağaçlandırmalar konulu panelin sonucunda ortaya çıkan  ve Danıştay Birinci Başkanlığı ve ilgili dava dairelerinin bilmesi gereken hususlar raporda ayrıntılı bir şekilde yazılmıştır. Bu bağlamda, özellikle Zeytin ağacının orman ağacı olmadığına dair Esas No: 2002/13 ve Karar No: 2003/1949 sayılı Danıştay 8 inci daire kararının, İdari Dava Daireleri  Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, ormanların lehine olacağını düşündüğümüz aşağıdaki hususların dikkate alınması gerektiği kanısına varılmıştır.

Şöyle ki;

1-  Zeytin ağaççığı, Eğe, Akdeniz ve Marmara Bölgesi ormanlarında tabii olarak yayılış göstermekte ve 6831 Sayılı Orman Kanununun birinci maddesinde yer alan orman tanımının Ağaççık unsuru kapsamında olup, dolayısıyla orman ağaççığı türüdür.

2-  Şayet zeytin ağaççığı sahipli arazide bulunuyorsa, 6831 sayılı yasanın istisna hükümlerinin yer aldığı birinci maddesinin (I) fıkrası uyarınca orman ağacı sayılmamaktadır.

Kanunun ilgili fıkraında;  I) Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel kanunun gereğince Devlet ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 9.7.1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar;hükmü yer almaktadır. Bu fıkranın ortak paydası sahipli yer olmasıdır. Bilindiği üzere, 6777 sayılı imar ihya kanunun ormanlara ilişkin hükümleri anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğundan artık uygulanmamaktadır.

Danıştay 8 inci Daire kararında; Anayasanın 169 uncu, 6831 sayılı Orman Kanunun birinci ve ikinci maddelerinde zeytinliklerin orman olarak nitelendirilmediğinden bahsedilerek, zeytin orman ağacı değildir denilmektedir. Halbuki, ne Anayasa da ve ne de Orman Kanununun değinilen maddelerinde böyle bir hüküm yoktur. Aynı maddeler içinde fıstıklık ve harnupluklarda vardır. Aynı yaklaşımla bu ağaçlarında orman ağacı olmaması gerekmektedir. Halbuki kararda, sadece zeytinlikler alınmış, fıstıklık ve harnupluklar alınmamıştır. Bu yargıya nasıl varıldığını anlamak mümkün olmamıştır.

Netice itibariyle, Danıştay 8 inci daire kararında bahsedildiği gibi, sahiplilik konumu dikkate alınmadan, zeytin ağaçları orman ağacı değildir, o nedenle zeytin ağacı ile özel ağaçlandırma yapılamaz yargısı Orman Kanununa uygun düşmemektedir. Böyle bir yargı, orman varlığının daraltılmasına yönelik, telafisi mümkün olmayacak mülkiyet sorunlarını da beraberinde getirecektir. Nitekim panelde, Orman Hukuku konusunda engin deneyimi olan, emekli Başbakanlık ve Orman Genel Müdürlüğü Birinci Hukuk Müşavirliği ile bir dönem Orman Kadastro ve Mülkiyet Dairesi Başkanlığını yapan Av. Nurten ÖZER, 8 inci dairenin zeytin ağaççığı orman ağacı değildir yönündeki yargı kararına ilişkin endişelerini açıkça beyan etmiştir.

3- Bilindiği üzere adli yarı, işin özü ve mülkiyetine yönelik olup, idari yargı ise, idarenin işleyişinin mevzuata uygunluğunu incelemektedir. O nedenle, adli yargı ile idari yargı kararlarının bir birine zıt değil bir birini destekleyecek  yönde olması gerektiği düşünülmektedir.

4- Orman Mühendisleri Odası olarak;  zeytin ağacının orman ağacı olmadığına ilişkin Danıştay 8 inci Daire Kararının, Çevre ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliğince yapılan itiraz üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunda görüşülmekte olan E:2002/13 ve K:2003/1949 dosyanın görüşülmesi sırasında ZEYTİN ORMAN AĞACIDIR şeklinde düzeltilmesinin, ormanlarımızın lehine olacağını; kararın aynen onanması halinde ise, orman alanlarının daraltılmasına yönelik telafisi mümkün olamayacak  durumlarla karşılaşılmasının ciddi endişelerini duymaktayız.

5- Orman Mühendisleri Odası olarak, ormanların geleceğini doğrudan ilgilendiren, zeytin ağacının orman ağacı olamadığına ilişkin Danıştay 8 inci daire kararının, İdari Dava Daireleri Genel Kurul görüşmeleri sırasında, zeytin orman ağacıdır şeklinde düzeltilerek nihai kararın verilmesine yönelik görüşlerimizi yüce mahkeme üyelerinin dikkatlerine sunmayı bir görev addettik.

Her zaman olduğu gibi, bu hususta da yüce mahkememizin,  Türk Milleti adına en adil kararı vereceği  ümidiyle iş bu rapor Oda adına tarafımdan tanzim edilmiştir.

24 Haziran 2006

 

 

                                                                                    Eşref GİRGİN

                                                                                    Or. Yük. Müh.

                                                                       (E) Orman Bakanlığı Müs.Yard. ve

                                                                    Ağaç. ve Erozyon Kont. Gen. Müdürü

                                                                             Oda AR-GE Kom. Başkanı

 


SAYI    : 25.00/1041                                                                                                ANKARA

                                                                                                                           28 Haziran 2006

KONU  : Ağaçlandırma Yönetmeliğinin iptaline

   (Genel Kurul Esas No: 2003/652 E.

                8. Daire Esas No: 2002/13) ilişkin Davada     

    Orman Mühendisleri Odasının görüşleri.

 

DANIŞTAY DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU BAŞKANLIĞINA

 

 

            Orman Mühendisleri Odasınca, İzmir ilinde 09-10 Haziran 2005 tarihleri arasında  Türkiye'de Özel ağaçlandırmalar konulu panel gerçekleştirilmiştir. Danıştay'dan, 23.05.2005 tarih ve 601 sayılı yazımızla bir panelist talebinde bulunulmuştur. Ancak çok arzu edilmesine rağmen, panele Danıştay'ı temsil edecek bir panelist katılamamıştır.

            Panelde özel ağaçlandırmalar hukuki, teknik, ekonomik, idari ve sosyal yönleriyle tartışılmıştır. Panelde, Danıştay 8 inci Dairesine ait Esas No:2002/13 ve Karar No:2003/1949 nolu kararına yapılan itiraz üzerine, Danıştay Dava Daireleri Genel kurulunda derdest olan Genel Kurul Esas No: 2003/652 nolu, zeytin özel ağaçlandırmasını yakından ilgilendiren dava konuları da çok yönlü olarak tartışılmıştır.

Bu tartışmalardan ortaya çıkan sonuçlardan, derdest dava ile çok yakından ilişkili olan ve Odamızca da çok önemsenen, bir orman ağaççığı olan zeytinin, Zeytin ağacı orman ağacı değildir yönündeki 8 inci Daire kararının nihai görüşmeleri sırasında, genel kurul üyelerinin dikkate almasını gerekli gördüğümüz  hususlar, konunun aciliyetine binaen bir rapor halinde hazırlanmış ve ekte gönderilmiştir. Ayrıca, panelde yapılan tartışmalar bir kitap halinde de bastırılacaktır.

Zeytin ağacı, Eğe Bölgesi ormanlarında iki varyasyon halinde delice (Olea Oleaster) ve yabani zeytin (Olea europaea) tabii olarak yetişmekte olup, aynı zamanda 6831 sayılı Orman Kanununun birinci maddesinde tanımlanan orman tanımının dört unsurundan birisidir.

Anayasa'da ve Orman Kanununda zeytinin orman ağaççığı olmadığına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine sahipli arazilerde bulunanların dışında, orman ağacı olduğuna dair bir dizi mevzuat ve yargı kararları mevcuttur. Zira yürürlükteki mevzuatta ve adli kararlarda zeytinlik, fıstıklık ve harnupluklar  sahipli arazide bulunursa orman sayılmamaktadır.

Ancak Tema vakfının, 23.02.1998 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Ağaçlandırma Yönetmeliğinin 14/b maddesinin iptali istemiyle, Danıştay 8 inci Dairesinde açmış olduğu dava sonucunda, Zeytin Orman Ağacı Değildir yönünde karar verilmiştir. Bu karar, panelde de konunun uzmanlarınca tartışılmıştır. Sonuçta zeytinin orman ağacı olduğunda mutabakat sağlanmıştır. Şayet 8 inci Daire kararı aynı şekilde genel kurulda kabul edilerek kesinleşecek olursa, ormanların aleyhine mülkiyet davalarının açılacağı ve sonucunda orman alanlarının daraltılabileceği kanısına varılmıştır.

Orman Mühendisleri Odası olarak bu konuyu çok önemsediğimizi, zeytinin orman ağaççığı olduğunu, aksi bir kararın ormanların aleyhine işleyebileceğini, o nedenle panel sonucunda ortaya çıkan bulguların Başkanlığınıza bir rapor halinde duyurulmasına karar vermiş bulunmaktayız.

Odamız adına düzenlenen rapor ve yazımızın, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurul üyelerinin bilgisine sunulmasını ve muhtemel görüşmelerde dikkate alınmasını takdirlerinize arz ederiz. Saygılarımızla

 

EKİ: Bir rapor                                                                                     Ali KÜÇÜKAYDIN

                                                                                       Orman Mühendisleri Odası

                                                                                                   Genel Başkanı