21 MART DÜNYA ORMANCILIK GÜNÜ
Ali KÜÇÜKAYDIN
Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı
Her konuda olduğu gibi, ulaşım, taşıma alanlarında yaşanan teknolojik gelişmeler ve dünya nüfusundaki hızlı artış ister istemez, diğer doğal kaynaklar gibi ormanlar üzerinde de hızlı ve şiddetli bir baskıyı beraberinde getirmiştir.
İnsanların tarla, bağ, bahçe, mesken alanı gibi toprağa olan ihtiyaçları yanında, kağıt ve diğer hammaddesi odun olan sanayi ürünü ihtiyacı da mevcut ormanlardan karşılama yoluna gidilmiş ve bunun sonucunda ormanlarda önlenemeyen tahribatlar olmuştur.
Bu tehlikeli gidişi engellemenin zorluğunu gören Avrupa Tarım Federasyonu (CEA); Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) ne bir teklif götürmüştür. Tüm dünyada kutlanması ve toplumları bilinçlendirmek amacı ile 21 Mart 1971 tarihinde, Kuzey yarım küresinde ilkbaharın, Güney yarım küresinde de sonbaharın başlangıç günü olan 21 Mart gününü “Dünya Ormancılık Günü” ilan etmiştir. Ülkemizde de 1975 yılından beri Dünya Ormancılık Günü çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
21 Mart gününün ülkemiz ve milletimiz için ayrı bir anlamı da vardır. Türk kökenli toplumlar bu günü, binlerce yıldan beri Ergenekon’dan çıkışın yıldönümü, Hem milletin ve hem de doğanın yeniden canlanıp, güçlenip, derlenip toparlanmasının bir başlangıcı, yeni günü (Nevruz) olarak kutlamaktadır. Zamanla bu kutlama yakın komşu ülke ve toplumlarca da benimsenmiştir.
Ormanlar, ülkelerin doğal güzellikleri temiz havanın ve suyun tutulduğu, depolandığı ve diğer canlıların ihtiyaçları için devamlı kararlı ve yeterli miktarlarda doğaya salındığı çok yönlü faydaları olan kaynaklardır. Bütün bu akla gelmeyen, görülmeyen faydaları yanında ekonomik olarak da bir ülkenin temel kaynaklarındandır. Sahip olduğumuz bu doğal zenginliğin korunması, geliştirilmesi ve ülke kalkınmasındaki öneminin arttırılması için herkese önemli görevler düşmektedir.
Sanayileşme çabaları çevre sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Çevre bilincinden yoksun davranışlar, dünyamızın yıpranmasına ve yaşanabilir bir mekan olmaktan hızla uzaklaşmasına neden olmaktadır. Gelecek kuşaklara temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya bırakmanın en önemli yolu, ormanların korunmasından, geliştirilmesinden, genişletilmesinden ve erozyonun önlenmesinden geçmektedir.
Ormanların Çok Yönlü Yararları
· Yenilenebilir enerji kaynaklarının en zengini ve sürekli olanıdır.
· Canlıların yaşam için muhtaç oldukları oksijeni üreten en önemli kaynaktır.
· İklim değişimlerinin engelleyicisi, dengeli iklimin düzenleyicisidir..
· Su kaynaklarının güvencesi,
. Sel afetlerinin önleyicisi,
. Hidrolojik dengenin temel öğesidir.
· Yurdun gözlere sürur, gönüllere huzur veren süsü, insanların sıhhat kaynağıdır.
· Biyolojik çeşitliliğin güvencesi, doğal gen rezervlerinin hazinesidir.
· Vatan topraklarının bekçisi, tarımın sigortasıdır.
Ormanların Tahribiyle İlgili Bazı Veriler;
· 1950-1980 yılları arasında dünya ormanlarının %25’ i yok edilmiştir.
· Dünya üzerinde her saat 3000, her dakika 50 dönüm orman yok edilmektedir.
. Uydu fotoğraflarına göre, dünyanın en geniş yağmur ormanlarına sahip olan, Brezilya’da yılda ortalama 15 000 kilometrekarelik bir orman alanının yok olduğu bildirilmektedir.
. Yeryüzünde tropik ormanların alanı 2,97 milyar hektardır. Bu miktar 100 yıl öncesinin yarısı kadardır.
Dünyada orman varlığı;
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre; Dünyada 3,9 milyar hektar “orman” bulunduğu belirtilmektedir. Başka bir söyleyişle, Dünyadaki tüm kara yüzeylerinin % 30’u “orman” sayılan alanlarla kaplıdır. Bu “ormanların” % 43’ü “gelişmiş” sayılan ülkelerde; % 57’si de “gelişmekte olan” ülkelerde bulunmaktadır. Bu alanların % 64’ü (2,5 milyar hektar) Kuzey yarımküredeki ülkelerde yer almaktadır.
Mülkiyet bakımından dünyadaki “orman” sayılan alanların % 79,8’i kamu ve % 17,6’sı da özel mülkiyet altındadır. Kamu mülkiyetinde olan alanların oranı Avrupa’da % 47; Kuzey Amerika'da % 72,1; Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nda % 100 ve öteki Kuzey ülkelerinde ise % 69,5 düzeyindir.
Ülkemiz de ise ; ormanların %99 i kamu mülkiyetindedir. Yüzyıllar öncesi Anadolu Yarımadası’nın %72’ sinin ormanlarla kaplı iken, bugün bu oran % 27 ye düşmüş ve bu ormansızlaşmanın sonucu olarak da, sel, taşkın, heyelan afetleri yaşanmakta ve her yıl can kaybı ile tahminlerin üzerinde maddi hasar ve kayıplar olmaktadır.
Yine ülkemizde; her yıl sadece tarım alanlarından 500 milyon ton, toprak sellerle, erozyonla kaybedilmektedir. Tüm ülke yüzeyinden ise; 1 milyar 400 milyon ton verimli toprağını erozyonla kaybetmekteyiz.
1 cm kalınlığında verimli toprağın oluşması için 500 yıl geçmesi gerekmektedir. Türkiye’nin yarı-kurak iklim kuşağında bulunduğu düşünülürse, hem bu afetler, hem de orman varlığı bakımından çok kritik bir durumda olduğumuzun bilincine varmamız gerekmektedir.
Sonuç olarak özetlersek; Ormanların fonksiyonları ve ormancılık hizmetleri, giderek daha da önem arz ederken, şu ana kadar sadece devlet de hizmet veren ormancılık sektörünün kurumsal kapasitesi giderek düşmektedir.
- Kurumsal kapasitenin yükselmesi için piyasada nitelikli ormancılık hizmet sektörünün kurulması devletin denetim ve gözetiminde bu sektörden hizmet satın alınması, kapasite artışını sağlayacaktır. Bu kapasite artışı ülke için katma değer ve istihdam demektir.
- Nitelikli ormancılık hizmet sektörüne, Çevre ve Orman Bakanlığının yanında, başta belediyeler olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarında şiddetle ihtiyacı vardır.
- 29 Haziran 2006 tarihinde yasalaşan 5531 sayılı “Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği Ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanun” ormancılık sektörünün yasal çerçevesini oluşturmaktadır ve bir devrim niteliği taşımaktadır.
- Son derece hayati öneme sahip orman kaynaklarımızın emanet edileceği kurumların ve sektörlerin hizmet kapasitesi yüksek ve nitelikli olmalıdır.
- Hizmet kapasitesinin artışı için de, sektörde çalışan insanların ihmal edilmemesi, her yönü ile desteklenmesi gerekmektedir.





