TARIM ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONUNDA DİĞER MESLEK ÖRGÜTLERİNCE İTİRAZ EDİLEN HUSUSLAR VE BUNA KARŞI ODAMIZIN YAPTIĞI SAVUNMA
Sayın Milletvekilimiz, 30 KASIM 2005
Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonunda görüşülmekte olan, "Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanun Tasarısı" maddeleri bir kısım değişikliklerle 15.11.2005 tarihli alt komisyon toplantısında görüşülerek kabul edilmiştir.
Değerli Milletvekilimiz, alt komisyon çalışmaları sırasında sıkça tartışılan ve haklılığımızın kabul edildiği bazı konularda, sizleri bilgilendirmek amacıyla bu dosya hazırlanmıştır.
Konulara çok özet olarak baş sayfada yer verilmiş olup, detaylı bilgiler ekindeki dokümanlarda bulunmaktadır.
Bilgilerinize arz eder ve desteklerinizi bekleriz. Saygılarımızla.
ORMAN MÜHENDİSLERİ ODASI
GENEL MERKEZİ
1) ORMAN TOPRAKLARI, TARIM TOPRAKLARINDAN FARKLI VE ANAYASAL GÜVENCE ALTINDA OLUP, ORMAN MÜHENDİSLİĞİNİN UZMANLIK ALANI İÇİNE GİRMEKTEDİR:
Orman toprakları doğal topraklar olup, orman ekosisteminin bir parçası, orman tanımının bir unsurudur. İşlenmiş tarım topraklarından çok ayrı özelliklere sahiptir. Ormancılık, toprağın 0-120 cm. lik kısmıyla ilgilenmekte, tarım ise işlenmiş toprakların bir pulluk tabanı derinliğindeki 0-30 cm. lik kısmıyla ilgilenmektedir. Orman toprakları orman ekosisteminin bir parçasıdır. Ormancılığın ana sermaye topraktır. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizdeki Orman Fakültelerinin en önemli ders konuları "Orman Toprakları ve Ekoloji Ana Bilim" içinde yer almaktadır.
Orman Kanunundaki orman tanımının dört unsuru vardır. Bunlardan biri ve önemlisi, Anayasa Mahkemesi kararına konu olan ve orman topraklarını içeren yerleri kavramıdır. Bu hususta Anayasa Mahkemesinin 29.11.1989 tarih ve E.1988/63, K.1989/47 sayılı kararında, '..ağaçlar her hangi bir nedenle yok olursa, yerleri ormanın bir unsuru olmak niteliğini yitirmez, orman toprağı ve yeri olmakta devam eder...' denilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili hukuk dairesi kararlarında, bir yerin orman olup olmadığına uzman Orman Mühendisi bilirkişiler aracılığıyla karar verilebileceğine hükmedilmiştir. Şöyle ki; (...Evvelce görev almış bilirkişiler dışında yeniden tensip edilecek üç yüksek orman mühendisi veya mühendisi ile fen elemanlarından oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ile yerinde keşif yapılıp bu belgeler yerlerine uygulanmalı taşınmazın bu belgelerde nasıl nitelendirildiği, toprak yapısı, bitki örtüsü çevresi incelenip, öncesinin orman veya ormandan açılmış yer olup olmadığı saptanmalı bilirkişilerden değinilen yasalara göre taşınmazın durumunu açıklayıcı rapor alınmalı .... nedenlerle hükmün bozulmasına 20 H.D. 4.6.1992 T, 188 E, 2696K,
'....Ormancılık işi bir uzmanlık işidir. Bilirkişiler tarafından belirtilen görüş fenni ve bilimsel şekilde hükümden düşürülmedikçe mahkemeler bununla yetinmek zorundadır. Nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.' HGK. 14.6.1989 T, 1989/8-329E, 1989/4213K.)
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında, üzerlerinde orman örtüsü olmasa dahi, bir yerdeki toprağın niteliği orman toprağı özelliklerini taşıyor ise bu yerin orman sayılacağına amirdir '... halen orman kadastrosunun yapılmadığı bu yerde orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar yukarıda açıklanan nedenlerle orman sayılacağı tartışmasız olan bu taşınmazların üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13E.K., 14.03.1989 gün 35/13E.K. gün ve 13.06.1989 gün ve 7/25E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan... zilyetlikle dahi kazanılamayacağı anlaşılmakla davanın reddine.. 20.HD. 17/12/2004 T, ve 2004/8380 E, 2004/13307 K. )
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de orman topraklarının etüt, envanter ve yönetilmesi Orman Mühendislerince sağlanmaktadır. Türkiye'de uzun yıllar Orman topraklarının etütleri, Eskişehir Orman Toprak Laboratuvarınca yürütülmüş ve daha sonra laboratuvarların sayısı sekize çıkartılmıştır.
Orman topraklarının gelişen teknolojiden de yararlanılarak etüt ve envanterlerinin daha iyi yapılabilmesi için, Eskişehir orman toprak laboratuvarı, 29 Aralık 1999 tarih ve 23921 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 99/13750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 'Orman Toprak ve Ekoloji Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü' ne dönüştürülmüş ve halen faaliyetini sürdürmektedir. (EK: 1)
2) ORMAN İÇİ, ORMAN KENARI VE ORMAN ÜST SINIRI MERALARININ TESPİT VE ISLAHI ORMAN MÜHENDİSLERİNİN KONUSUDUR:
4342 Sayılı Mera Kanununun, Orman Bölgelerinden Yararlanma başlığı altında yer alan 28 inci maddesinde, Orman Kanununa yani özel kanuna atıfta bulunularak, bu meralardaki çalışmaların Orman Bakanlığınca sürdürülmesine amirdir. Mera Kanunun ilgili madde metni aşağıdadır.
Madde 28- Orman Bölgelerindeki köy ve belediyelere tahsis edilen mera, yaylak ve kışlaklardan o köy veya belediye halkı, bu kanun ve 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince konulan kayıtlara uymak şartı ile yararlanırlar.
Orman Bakanlığı Orman içi, orman kenarı ve orman üst sınırı mera, yaylak, kışlak ve otlakların koruma, bakım ve ıslahı konusunda kanunlar ile verilen görevleri yapmaya devam eder. (EK: 2)
6831 sayılı Orman Kanununun Otlak ve Mera işleri alt başlığında yer alan 20,21 ve 22 inci maddeleri mera işlerini düzenlemektedir.
Orman Kanunun 21 inci maddesinde; Devlet ormanlarındaki otlaklara dışardan toplu olarak veya sürü halinde hayvan sokulup otlatılması, tanzim olunacak planlara göre orman idaresinin iznine bağlıdır.
Planlar otlak zamanından evvel tanzim ve orman işletme müdürlüklerince tasdik olunur denilmektedir. Bu maddenin uygulanmasını gösteren ve 13.08.1984 tarih ve 18488 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ormanlarda ve orman içinde bulunan yaylak ve kışlaklarda hayvan otlatma yönetmeliği nin 13, 14 ve 16 ıncı maddeleri uyarınca otlatma planlarını Orman Bölge şefleri (Orman Mühendisi) tanzim eder ve Kanunun 21 inci ve yönetmeliğin14 üncü maddelerine göre Orman İşletme Müdürleri (Orman Mühendisleri) tasdik etmektedirler. (EK: 3,4)
Görüldüğü üzere, orman meralarındaki tüm işler orman mühendislerince yürütülmekte ve onların yetkisindedir. Ormancılık hizmetlerinin yürütüldüğü Bakanlık ve genel müdürlükler yapılanmalarını bu çerçevede yapmışlardır. Bu güne kadar Orman Bakanlığı, Orman Mühendisleri kanalıyla 105 000 Hektar orman içi, orman kenarı ve orman üst sınırı mera ıslahını yaparak halkın hizmetine sunmuştur.
3) TARIM VE KÖY İŞLERİ BAKANLIĞININ TASARI HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNDE, ORMAN MERALARI İLE ORMAN TOPRAKLARINA AİT İŞLEMLERİN ORMAN MÜHENDİSLERİNCE YAPILMASINI İÇEREN MADDELERİ HAKKINDA UYGUN GÖRÜŞ VERMİŞTİR:
Tarım ve Köy İşeri Bakanlığı, tasarı ile ilgili olarak Orman Bakanlığına verdiği 10 Aralık 2004 tarihli ve 6250 sayılı görüşlerinde, Orman topraklarının etüt, envanter ve ıslahı çalışmaları ile, orman içi, orman kenarı ve orman üst sınırı meraların tespit, bakım ve ıslahında Orman Mühendislerinin yetkili olmasını uygun bulmuştur. (EK: 5)
4) ORMAN İÇİ SU KAYNAKLARININ GELİŞTİRİLMESİ, ORMAN MÜHENDİSLERİNİN ANA İŞLEVLERİ ARASINDADIR:
Dünyanın ormancılığa bakışı, 1992 Rio konferansı ile başlayan ve devam eden uluslar arası süreç içinde, ormanların para ile ölçülemeyen fonksiyonel değerlerinin öne çıkarılması olarak geliştirilmiştir. Bu değerlerin en başında orman içi su kaynaklarının geliştirilmesidir. İçilebilen kaliteli su kaynaklarının %80 i orman alanlarından elde edilmektedir. Fonksiyonel orman kaynakları planlamasında bu su üretimi hususları dikkate alınmaktadır. Orman mühendisliği eğitiminde; su üretiminin sağlanmasına temel teşkil eden havza amenajmanı, orman amenajmanı, sel kontrolü, ağaçlandırma ve erozyon kontrolü vb. derslerin önemli bir yer tutmaktadır.
Orman iç su kaynaklarının rejimlerinin düzenli hale getirilmesi, ormancılık çalışmaları ile mümkün olmaktadır. Rejimleri düzenli olan su kaynaklarından, içme, kullanma ve diğer su ürünlerinin üretimine geçilmesi mümkündür. Su kaynaklarının geliştirilmesinden amaç sadece su ürünleri üretimi anlaşılmamalı, aksine, su ürünleri üretimine olanak sağlayacak alt yapının oluşturulması anlaşılmalıdır.
Bu konu, mülga Orman Bakanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun maddeleri arasında yer almakta iken, bugün ormancılık görevlerinin yürütüldüğü Çevre ve Orman Bakanlığının 4856 sayılı kuruluş ve görevleri hakkındaki yasasının 13 üncü maddesinin (c)bendinde, ?Yaban hayatı ve kara av kaynakları ile orman içi su kaynakları, ... geliştirilmesi, kara avcılığının düzenlenmesi, av kaynaklarının işletilmesi ve kontrolü ile ilgili her türlü etüt, envanter, planlama, projelendirme, uygulama, ve izlemeye ilişkin iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak, bu hizmetlerle ilgili tesisler kurmak ve kurdurmak ifadesi yer almaktadır. Bu konular, orman idarelerinin kuruluş kanunları yanında, ormancılık çalışmalarının başlatıldığı ilk yıllardan itibaren ve daha sonra 3116 sayılı ilk Orman Kanunu ve halen yürürlükte olan 6831 sayılı Orman Kanunu (23,24,25 inci maddeler) hükümleri içinde ve ormancılığın görevleri arasında yeralmıştır. Bu görevler Orman Mühendislerince yürütülmektedir. Fransa'da Orman Mühendisliği eğitimi ile su mühendisliği eğitimi Su ve Orman fakültesinde verilmektedir.
5) ORMAN MÜHENDİSLİĞİ, PEYZAJ PLANLAMASI VE UYGULAMASINDA; GEÇMİŞTEN BU YANA ZİRAAT MÜHENDİSLERİ İLE HEP BERABER YER ALMIŞTIR:
Orman Mühendisliği ve Ziraat Mühendisliği eğitiminde, peyzaj planlaması ve uygulaması derslerine 1933 yılından bu yana yer verilmiştir. Peyzaj konusu, Orman Mühendislerinde yasal düzenlemeyle belirlenmez iken, bu alanda benzer eğitimi alan Ziraat Mühendislerinin görev ve yetkilerini düzenleyen 7472 sayılı ?Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun'un 2 inci maddesinde, bahçe mimarisi ifadesiyle yer almıştır. Bu yasaya dayanılarak 18/12/1991 tarih ve 91/2516 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla çıkartılan ?Ziraat Mühendislerinin Görev ve Yetkilerine ilişkin tüzüğün Peyzaj Mimarlığını düzenleyen 23 üncü maddesinde, '... Peyzaj mimarlığı alanında öğrenim görmüş Ziraat Mühendisleri .... peyzaj planlarının hazırlanması, uygulanması ve kontrolü işlerini yapmaya yetkilidirler.' şeklinde yer almaktadır. Bu gün Ziraat Mühendisleri bu hakkı kullanıyorlarsa, aynı eğitimi alan Orman Mühendislerinin de kullanmasından daha doğal bir şeyin olmaması gerekir. (EK: 6,7)
Buna rağmen bu tasarıda, Orman Fakülteleri bünyelerinde açılan Peyzaj Mimarlığı bölümlerinin, ilk mezunlarını verdikleri 1989 yılından sonra, Orman Mühendislerinin peyzaj planlaması yapmamaları ve sadece uygulamalarda yer alması yönünde düzenleme yapılmıştır. Fakültelerden 31.12.1989 tarihinden önce mezun olmuş, bu alanda halen serbest olarak çalışan ve çalışacak olan Orman Mühendislerinin kazanılmış hakları, Optisyenlik Kanunundaki düzenlemeye benzer bir düzenlemenin bu kanuna bir geçici madde eklenerek korunmuştur. (EK: 8)
6) ORMAN BİYOSFER REZERV ALANLARI İLE BİYOTOP ALANLARINDA ORMAN MÜHENDİSLİĞİ:
Biyosfer rezerv alanları; doğal ve kültürel peyzajın seçkin örneklerini bünyesinde bir arada barındıran, yasal olarak koruma altına alınmış büyük alanlardır. Bunlar, insan ve aktiviteleri sonucu oluşmuş olan kültürel peyzaj ve biyotik ve abiyotik süreçlerle ortaya çıkan doğal peyzajdır.
Dünyada biyosfer rezerv alan çalışmaları: İnsan ile doğa arasında insan kullanımlarından kaynaklanan sürekli bir çatışma söz konusudur. Biyosfer rezerv alanları, bu çatışmaları önlemek, insanın sosyal ve ekonomik aktiviteleriyle doğal yapının uyumlu bir şekilde varlığını devam ettirmelerini sağlamak amacıyla, ilk defa UNESCO (Birleşmiş milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı) tarafından 1970 yılında önerilmiş ve desteklenmeye başlamış bir koruma statüsüdür.
Türkiye'de biyosfer rezerv alanları çalışmaları:Türkiye UNESCO Milli Komisyonu ile Orman Bakanlığı bu konudaki bütün toplantı ve çalışmaları takip etmiştir. Bu kapsamda MAB (İnsan ve Biyosfer MAN= Mand and Biosphere) programının Akdeniz biyosfer rezerv alanları bilimsel toplantısı 1977 de Side (Türkiye)'de yapılmıştır. MAB programı Türkiye Milli Komisyonu, ülkemizde 14 alanı aday alan olarak belirlemiştir. 27 Mart 1987 tarihinde aldığı bir kararla Köprülü kanyon milli parkı'nın ilanı için Orman Genel Müdürlüğünde girişimde bulunmuştur. Bu çalışmalar sürdürülürken, 2005 yılında Biyolojik çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi Projesi (GEF-II) pilot alanlarından olan Artvin Camili Biyosfer Rezerv alanı olarak Dünya Biyosfer rezerv alanları listesine girmiştir. Bu faaliyetler, orman köylerinin kalkındırılmaları amacıyla, ormanların odun dışı fonksiyonlarından yaralandırılmasına yönelik çalışmalar olup, Orman Mühendislerinin yetki alanı içinde ve koordinasyonunda sürdürülmektedir.
Biyotop alanlarının kurulması çalışmaları: Biyotop; hayat şartlarında belirli özellikler gösteren yüzeysel bir coğrafik saha veya değişen hacimli ortam şeklinde tanımlanır. Ayrıca biyotik (Canlı faktörler; hayvanlar, insan etkileri) ve abiyotik (Cansız faktörler; su, toprak vs.) faktörler birleşerek biyotopu oluştururlar. Biyotop haritalanması için minimumu alan 5 hektardır. Haritalama; proje, materyal, arazi çalışması, dokümantasyon ve değerlendirme aşamalarından oluşmaktadır.Türkiye'de biyotop haritalanması çalışmalarına başlanmış ve çalışmalar sürdürülmektedir.
7- ORMAN VE ORMANCILIKLA İLGİLİ BENZER İŞLERİ YAPMAK KONUSUNUN KANUN TASARISI METNİNDE YER VERİLME NEDENİ:
Ormancılık, 1992 RİO konferansıyla başlayan uluslar arası süreç içinde, fonksiyonel değerleri ön plana çıkan bir ekosistem yaklaşımı ile ele alınmaktadır. Artık ormanlara odun üretimi gözüyle bakılmamakta, ekosistem yaklaşımı ile sürdürülebilir kalkınmanın temel unsuru ve fonksiyonları nedeniyle insan yaşamının vazgeçilmez öğeleri arasında görülmektedir. Bu süreçte, bugün için düşünülmeyen bazı orman ve ormancılıkla ilgili konular gelecekte karşımıza çıkabilmektedir. Diğer taraftan, AB uyum sürecinde ve üyesi olduğumuz Avrupa Orman Bakanları konferansında, bugünkü ormancılık yaklaşımının dışında yapılacak yeni tanım ve işlevlerin uygulanması yönünde alınabilecek yeni kararların yerine getirilmesi istenebilmektedir. O nedenle, böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Böylece, devamlıyasa değişikliği yapılmadan sorunların çözümlenmesi amaçlanmıştır.
Nitekim, Türk Hukuk sisteminde benzer düzenlemeler zaman zaman yapılmaktadır. Örneğin: 4734 Sayılı 'Kamu İhale Kanunun' 4 üncü maddesinde yer alan 'Hizmet' ve 'Yapım' tanımlarının sonlarına '... benzeri diğer hizmetleri ... benzeri yapım işlerini' ifadelerinin eklenmesi bu düşüncenin mahsulüdür. Zira, bugün için düşünülemeyen benzer işlerin de kanun kapsamına yasa değişikliğine gidilmeden alınması sağlanmış olmaktadır.
Aynı düşünceyle, bugün için yasamız da öngörülemeyen, ancak gelecekte ortaya çıkacak benzer ormancılık işlerinin, yasa değişikliğine gidilmeden yapılması imkan dahiline girmiş olacaktır.
8- ORMAN MÜHENDİSLERİNİN HAK VE YETKİLERİNİN KULLANILMA ŞEKLİ:
Orman Mühendisliğine en yakın mühendislik disiplini toprakla uğraşmaları yönünden Ziraat Mühendisliğidir. Ziraat Mühendisliğinin görev, hak ve yetkilerini düzenleyen 7472 sayılı 'Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun'un 2 inci maddesinde; 'Ziraat Yüksek Mühendisleri mesleki iştigal ve ihtisas sahaları dahilinde olmak üzere,....... ifaya salahiyetlidirler' denilmek suretiyle, yasada verilen yetkileri tek başlarına yürüteceklerine işaret edilmiştir.
Ancak özellikle Ziraat Mühendisleri Odası, bu yasa tasarısında 7472 sayılı yasada yer alan yukarıdaki hükme benzer bir ifadeye karşı çıkmıştır. Halbuki bu Odanın karşı olmaması gerekirdi. Tüm eleştiriler dikkate alınarak, birden çok disiplinin yer aldığı entegre çalışmalarda uygulanmak üzere, kanun tasarının, hak, yetki ve sorumlulukları düzenleyen 5 inci maddesin de, "....ilgili hizmetleri tek başlarına ya da kanunlarda yetkilendirilmiş diğer meslek mensuplarıyla ortak faaliyet alanı içinde yapmaya ve yürütmeye yetkilidir. " şeklinde bir düzenleme getirilmiştir.
9- "BU KANUN TASARISI, BAŞTA MESLEK MENSUPLUĞU SINAVLARININ YAPILIŞ ŞEKLİ OLMAK ÜZERE, ODAYI BAKANLIĞIN HEGEMONYASI ALTINA SOKUYOR" İDDİASI GERÇEKLERİ YANSITMIYOR:
Bu konu, özellikle Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği yönetimi tarafından ileri sürülmüştür. TMMOB nin yetkilerini düzenleyen 6235 Sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'un Ek Madde 3- de; "Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği üzerinde, Bayındırlık Bakanlığınca; ihtisas dallarına göre Odalar üzerinde ise, ilgili bakanlıklarca idari ve mali denetim yapılır. İlgili Bakanlıklar Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile tespit edilir." denilmektedir. Görüldüğü üzere, yukarıdaki tezi en çok savunan TMMOB nin iddiası, kendisine vücut veren 6235 sayılı kuruluş yasasıyla çelişmektedir. (EK: 9)
Diğer taraftan bu yasa tasarısında belirtilen sınavların yapılışına ve sınav komisyonlarının oluşumuna dair benzer hükümler; 3568 sayılı "Serbest Muhasebecilik, serbest muhasebeci mali müşavirlik ve yeminli mali müşavirlik" kanunun 7 inci maddesinde yer alırken, meclisin bu yasama döneminde çıkardığı ve Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği yönetiminin hiç ses çıkartmadığı ve hatta destek verdiği 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun'un 3 üncü maddesinde, lisanslı harita mühendisleri sınavlarının tamamen ilgili odanın dışında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yapılacağına amirdir. (EK: 10,11)
Halbuki "Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanun" tasarısında, serbest meslek mensupluğu ile serbest yeminli meslek mensupluğu sınavlarını Orman Mühendisleri odasının yapmasını öngörülmektedir.
Kaldı ki, ormanların tamamına yakını Devlet Ormanı olup, Anayasamıza göre ormanların korunması, genişletilmesi ve işletilmesi Devlet tarafından yapılmakta, özel ormanların da gözetim ve denetimi Devlet tarafından yürütülmektedir. O nedenle, Devlet ormanlarına ait işleri yapacak olan serbest meslek mensuplarının iş ve işlemlerinde Devlet adına iş yürütmeye yetkilinin Çevre ve Orman Bakanlığının olması, her şeyden önce bir Anayasal zorunluluktur. Böyle bir düzenleme yapılmaz ise Anayasaya aykırı bir düzenleme yapılmış olur.





