04.01 2008 tarihinde Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel EROĞLU ile yapılan görüşmeye; Odamız Yönetim Kurulu Başkanı Ali KÜÇÜKAYDIN, yönetim kurulu üyeleri Muhammet SAÇMA, Salih BÜYÜKTEPE, Talat MEMİŞ, Yusuf KANDAZOĞLU AR-GE Komisyonu Başkanı ve Onur Kurulu üyesi Eşref GİRGİN ile AR-GE ve Onur Kurulu üyesi İsmet ŞEN katıldı. Bakanlık adına; Müsteşar Prof. Dr. Zuhuri SARIKAYA, Müsteşar Yardımcısı Mahir KÜÇÜK, Orman Genel Müdürü Osman KAHVECİ, Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürü Mustafa YÜKSEK, Daire Başkanı Yılmaz ALTAŞ, Orman Ve Köy İlişkileri Genel Müdür Vekili Hüseyin KARAOSMANOĞLU, Genel Müdür Yardımcısı Reşit UZEL, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Kemal YALINKILIÇ, Genel Müdür Yardımcısı Osman ÖZTÜRK hazır bulunmuşlardır.
Toplantıda dile getirilen odamız görüşleri;
1- BAKANLIKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINDA ORMANCILIĞIMIZ
A-Yeniden Yapılanmaya İlişkin Odamızca Yapılan Ön Hazırlık Çalışmaları
Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN 60. hükümeti açıklarken, yeniden yapılanma kapsamında Çevre ve Orman Bakanlığının ve bu kapsamda ormancılık kuruluşlarının da incelemeye alınacağını kamuoyuna duyurmuştur.
Odamız, bu açıklamayı müteakip zaman kaybetmeden Oda AR-GE komisyonuna bir rapor hazırlatmış ve bu rapora genişletilmiş istişare kurulunda tartışılarak son şekli verilmiştir.
Yeniden yapılanmaya ilişkin hazırlanan nihai rapor; Başbakan, Başbakanlık Müsteşarlığı, iktidar partisinin AR-GE komisyonu, Çevre ve Orman Bakanı ve Müsteşarına iletilmiştir.
B- Ormancılık Birimlerinin Yeniden Yapılandırılmasında Genel Esaslar
Ormanlar, organik bağ içinde bulunan toprak, su ve kirletilmemiş hava üçlüsü ile birlikte, Dünya?daki yeni gelişmeler paralelinde ve havza boyutunda olmak üzere, en üst düzeyde koruma tedbirlerini öngören ve sürdürülebilir kalkınmanın ortak paydası olan EKOSİSTEM yaklaşımıyla yönetilecek yapılanma içinde yer almalıdır.
Ormancılık birimleri; 11 nci ve 12 nci uluslar arası ormancılık kongrelerinde alınan kararlarda belirtildiği üzere, ormanların tahribine neden olan tarım, madencilik ve enerji gibi sektörlerle bir bakanlık çatısı altında YER ALMAMALIDIR.
Ormancılık, tarım ve hayvancılık gibi ekonomik işletmelerle birlikte düşünülmemelidir. O nedenle, ülkemizde geçmişte yapılan ve yararlı olmadığı anlaşılan Tarım sektörü ile tekrar aynı bakanlık çatısı altında yer alacak yanlış yapılanmalara kesinlikle geri dönülmemelidir.
1969 yılından bu yana 48 yıldır bakanlıkların isimleri içinde yer alan orman ifadesi; Türkiye?nin Kyoto protokolüne imza koymaya hazırlandığı ve iklim değişikliklerinin hissedildiği günümüzde, bu iklim değişikliğine neden olan havadaki karbondioksiti bağlayan ve en önemli karbon yutağı konumundaki orman ekosisteminin önemine dikkatlerin çekilmesinin devamı için, aynı şekilde yeni kurulacak bakanlığın içinde de orman ifadesi korunmalıdır.
Yeni bakanlık ya bugünkü şekliyle Çevre ve Orman Bakanlığı olarak devam ettirilmeli, ya da dünyadaki gelişmelerde dikkate alınarak çevre değerleri, orman, toprak ve su kaynakları gibi korunarak geliştirilmesi gereken unsurlarla birlikte ve havza esaslı çalışmalar yapacak ÇEVRE, ORMAN VE SU KAYNAKLARI BAKANLIĞI şeklinde yeniden kurulmalıdır.
Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğünün görevleri içinde bulunan ağaçlandırma, tohum, fidan faaliyetleri; Doğa Koruma ve Milliparklar Genel Müdürlüğü görevleri içinde bulunan 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununa ait işler, orman içi dinlenme yerleri konuları; 11 adet ormancılık araştırma müdürlükleri Orman Genel Müdürlüğüne bağlanmalıdır.
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı kapatılıp bir daire başkanlığı halinde Doğa Koruma ve Milliparklar Genel Müdürlüğüne dahil edilmelidir.
Erozyon, sel, çığ kontrolü ve çölleşmeyle mücadele hizmetlerini yürütecek olan Çölleşmeyle Mücadele, Sel, Çığ ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü kurulmalıdır.
Ormanların korunması ve devamlılığının sağlanmasında önemli rol üstlenen orman köylerine yönelik hizmetleri yürüten Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü aynen korunmalı veya Bakanlığa bağlı müstakil havza esaslı proje grupları halinde çalışacak şekilde yapılandırılıp Orman ve Köy İlişkileri Daire Başkanlığı haline dönüştürülmelidir.
Türkiye?de havza yaklaşımında birliktelik olmadığı gibi havzanın sahibi ve koordinatörü de yoktur. O nedenle, öncelikle ülkenin kaynak ve zaman israfını önleyecek, eş zamanlı ve eş mekanlı havza planlama ve uygulama çalışmalarını disipline alacak Havza Planlama ve Yönetimi Temel Kanunu çıkarılmalıdır. Böylece sürdürülebilir kalkınma için temel olan toprak, su ve orman kaynakları başta olmak üzere diğer unsurların yer aldığı üst ölçekli çerçeve havza planları katılımcı yaklaşımlı yapılmalıdır. Bu üst plan çerçevesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarca da detay uygulama planları yapılmalı ve uygulamalar koordinasyon içinde yürütülmelidir.
C- Ormancılık Birimlerinin Yeniden Yapılanması
1- ANA HİZMET BİRİMLERİ:
a) Çölleşmeyle Mücadele, Sel, Çığ ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü,
b) Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü,
c) Orman Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü veya doğrudan Bakanlığa bağlı Orman ve Köy İlişkileri Daire Başkanlığı,
2- BAÄžLI KURULUÅžLAR:
a) Orman Genel Müdürlüğü: Bu günkü yapısı yukarıda önerilen kuruluşlarda dahil edilerek devam ettirilmelidir.
3- BAKANLIK TAŞRA KURULUŞLARI: Ana hizmetler havza temelinde yürütülecek şekilde yapılandırılmalıdır. Ormancılığın bünyesine uymayan il müdürlükleri kesinlikle kaldırılmalıdır. Yeni yapılanma aşağıdaki şekilde olmalıdır.
a) ?.. Nolu Havza Uygulama Müdürlüğü: Ana hizmetler, bu müdürlüğe bağlı ormancılık planlama ve uygulama ekipleri aracılığıyla yapılmalıdır.
b) Millipark Müdürlüğü: Gerektiği yerlerde kurulmalıdır.
2- 5531 SAYILI ORMANCILIK MESLEK KANUNU
5531 Sayılı Kanun, Bakanlığımız ve Odamızca dayanışma içinde hazırlanmıştır. Devletin, ormancılık hizmetlerini gerçekleştirmesine yeni bir bakış açısı getiren bu Kanun; TBMM nin 29/6/2006 tarihli 122 nci birleşiminde kabul edilerek 8/7/2006 tarihli ve 26222 sayılı, uygulama yönetmelikleri de 27/2/2007 tarihli ve 26447 sayılı Resmi Gazete?lerde yayımlanıp yürürlüğe girmiş bir reform kanunudur.
Kanunun GetirdiÄŸi Yenilikler;
1- Toprak, tohum, fidan, ağaç, odun ve endüstri ekseninde, Orman Mühendisi, Orman Endüstri Mühendisi ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendislerinin görev, hak ve yetkilerinin yasal sınırları, bu hizmetleri yürütecek ormancılık ve orman ürünleri bürolarının kuruluş, çalışma ve denetim esasları belirlenmiştir.
2- Ormancılık büroları ve şirketleri kanalıyla mesleki hizmetleri daha hızlı yapabilecek özel sektörün oluşumunu sağlamıştır. Böylece, kamu görevlilerinin yanında Devletin ve Odamızın kontrolünde, görevleri nedeniyle konusu suç teşkil eden fiillerin işlenilmesi halinde kamu görevlileri gibi yargılanacak olan, sorumluluk yüklenmiş serbest meslek mensuplarının ormancılık alanında çalışmalarının önü açılmıştır.
3- Kamu kurum ve kuruluşlarının gereksinim duydukları ormancılık, orman endüstrisi ve ağaç işleri endüstrisine ait mesleki konulara ait hizmetlerin; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu esaslarına göre, bu bürolar ve şirketlerden hizmet satın alınması yöntemiyle karşılanabilmesinin hukuki zeminini oluşturmuştur.
İDARE UYGULAMASINDA KANUNA İLİŞKİN SORUNLAR
1- Bakanlık ve Orman Genel Müdürlüğü?nün ikincil mevzuatında 5531 sayılı Kanuna uyumlu düzenlemeler istenen seviye ve süratte yapılmamaktadır.
2- Aynı şekilde Kanunun, idarenin mesleki uygulamalarına yansıtılmasında yavaş mesafe alınmaktadır.
KANUN UYGULANMASINA İLŞİKİN OLARAK ODAMIZCA YAPILANLAR
1- Kanunun uygulanmasına yönelik yönetmelikler yayımlandı, tüzük Danıştay?da incelemede ve Orman Bölge Müdürlükleri merkezlerinde konferanslar verilmektedir.
2- 5531 sayılı Kanuna ait uygulama yönetmeliklerinin yayımlanmasından sonra; idarenin mesleki konuların uygulanmasına ilişkin ikincil mevzuatında gerekli değişikliklerin yapılması istenilmiş ve bu hususlarda yardımcı olunabileceği de bildirilmiştir.
İdarenin gerçekleştirdiği Orman yolları şebeke planlaması ile taslak halindeki orman amenajman yönetmeliği değişikliklerinde gerekli katkılar sağlanmıştır.
3- Kamu İhale Kurumunun sorumluluğunda bulunan ve ormancılık hizmet alımlarında uygulanan, ?Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde? gerekli uyum değişikliği için çalışmalar yapılmış ve mutabakat sağlanmıştır. Yönetmelik değişikliğinin Resmi Gazete?de yayımlanması beklenmektedir
1- İdarenin 5531 sayılı Kanuna uyum sağlayacak ikincil mevzuat değişikliklerinin yapılması: Kanunun uygulanmasında gerekli olan ikincil mevzuat değişiklik çalışmalarının hazırlanmasının hızlandırılması için Bakanlık ormancılık ana hizmet ve bağlı birimlerine gerekli talimatın verilmesi.
2- Diğer bakanlıklar nezdinde Odamızın yapacağı girişimlerde destek verilmesi: Kanunun 5 inci maddesinde orman mühendislerinin görevleri arasında yer alan, şimdiye kadar yasal boşluk nedeniyle başka disiplinlerce yapılmakta olan ormancılıkta karantina, ithalat, ihracat vb. mesleki hak ve yetkilerin uygulamaya yansıtılmasında, bu konuların uygulanmasını koordine eden diğer bakanlık makamlarında Odamızın yapacağı girişimlerde en üst düzeyde destek sağlanması.
3- Mesleki deneyim kazanma çalışmalarının idare birimlerinde de yapılmasına destek verilmesi: Kanunun 6 ncı maddesine göre, Kanunun yayımı tarihinden sonra (8/7/2006) orman fakültelerinden mezun olan mühendislerin bir yıl süreyle serbest meslek mensupları veya serbest yeminli meslek mensupları yanında mesleki deneyim kazanma ve daha sonra meslek mensupluğu sınavına girme zorunluluğu getirilmiştir. Ormancılık büroları henüz yeterli sayıya ulaşmadığından, Bakanlığın uygun görüşleriyle hazırlanan uygulama yönetmeliklerinde, mesleki deneyim kazanma çalışmalarının kamu kurum ve kuruluşlarında da yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. En büyük ve tekel konumunda ormancılık kamu kurumu Bakanlık ve bağlı birimleridir. Eski Bakanımız Sayın Osman PEPE?nin de kabul ettiği ancak seçim nedeniyle hayata geçirilemeyen mesleki deneyim kazanma çalışmalarının Bakanlık birimlerinde de yapılması, birimlerin Oda ile yapacakları protokoller çerçevesinde bazı ormancılık hizmetlerinin aday meslek mensuplarının çalıştırılması koşuluyla yapılması çalışmalarının önünün açılması.
3- AĞAÇLANDIRMA ve EROZYON KONTROLU SEFERBERLİĞİ
1- Ülkemizin ağaçlandırma ve özellikle erozyon kontrolü seferberliğine ihtiyacı vardır.
2- Bu amaçla çıkarılmış 23/7/1995 tarihli ve 4122 sayılı ?Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanunu? halen yürürlüktedir. Ancak Kanunun içi boşaltılmış, ilgililere tavsiyenin ötesinde ve adından başka hiçbir anlam ifade etmemektedir.
3- 4122 sayılı Kanun kamu kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilere ağaçlandırma yapmak mükellefiyeti getirmiş olmasına rağmen, bu emre uyulmaması halinde hiçbir yaptırım içermemektedir. Diğer taraftan Bakanlığın yapacağı ağaçlandırmalar için ağaçlandırma fonuna gelir sağlayan 9 uncu ve 10 uncu maddeleri de, 21/2/2001 tarihli ve 4629 sayılı ?Bazı Fonların Tasfiyesi Hakkında Kanun? ile kaldırılmıştır. Fakat Kanunun öngördüğü gelirler, genel bütçeye kaydedilmek üzere halen tahsil edilmektedir.
4- 4122 sayılı Kanun ele alınarak; Birinci Çevre ve Ormancılık Şurasında alınan tavsiye kararında da belirtildiği üzere ve aynı zamanda iklim değişikliğinin de gündemde olduğu dikkate alınarak, ağaçlandırma ve erozyon kontrolü maksatlı üçüncü şahıslardan sağlanan gelirlerin tekrar amacında kullanılmasını sağlayacak şekilde değiştirilmeli, uygulanmasına zorunluluk getirilmeli, kaynak israfının yapılmaması için ağaçlandırmaların 5531 sayılı Kanun esaslarına uygun olarak uzman meslek mensuplarına yaptırılmasına düzenlemede yer verilmelidir.
İl Özel İdareleri Kanunu ile Belediyeler Kanununda ağaçlandırmaya ilişkin madde hükümlerinin, her yıl kurum bütçesinin belli bir oranında kaynak aktarılarak Kurum ve kuruluşlarca 5531 sayılı Kanun çerçevesinde yaptırılır şeklinde düzenleme yapılmalıdır.
4- MEVCUT ANAYASA VE TASLAK ANAYASA ÇALIŞMA BELGESİNDE ORMAN, 2/A VE 2/B KONULARI
A ? MEVCUT ANAYASADA ORMANLAR VE ORMAN KÖYLÜSÜ
Ormanların korunması ve geliştirilmesi
MADDE 169. ? Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.
Orman köylüsünün korunması
MADDE 170. ? Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.
Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.
Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılır.
B- YENİ ANAYASA TASLAĞINDA YER ALAN ORMANLARIN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ KONUSUNDA ODAMIZIN DÜŞÜNCELERİ
Yeni Anayasa taslağı resmen kamuoyuna açıklanmazken, bilim adamlarınca hazırlanıp internet sayfalarında yer alan çalışma belgesi dolaylı olarak hükümetçe sahiplenilmektedir. O nedenle, Odamızın ön görüşlerini aşağıdaki şekilde aktarabiliriz.
Yeni çalışma belgesinde mevcut Anayasanın 169 ve 170 inci maddelerinde yapılması gerekli değişiklikler için yukarıda önerdiğimiz;
1- a) Mevcut Anayasadaki, Devlet ormanlarının devlet tarafından işletilir hükmü korunmamıştır.
b) Kamu oyunda 2/B olarak bilinen ve orman alanlarının daraltılmasını öngören orman dışına çıkarılma tarihinin 31/12/1981 tarihinden sonraya götürülmemesi konusu 23.Temmuz.2007 tarihine kadar uzatılmıştır.
c) Daha büyük tehlike olarak, ormanlar, yerli ve yabancı herkese satılabilecek veya kullanım hakkı verilebilecek şekilde devamlı arsa üreten arsa ofisi haline getirilmiştir.
d) Ormanları tahrip edecek siyasi propaganda yapılamaz yasağı kaldırılmış, orman alanlarını daraltan suçlar genel af kapsamına alınmıştır.
e) Orman dışına çıkarılan araziler üzerine, yalnız ormandan nakledilecek köylerin yerleştirilmesini öngören düzenleme kaldırılmıştır.
2- Yeni Anayasa çalışma belgesi bu haliyle, ağaçlandırmalarla orman varlığının çoğaltılması düşünülürken, aksine mevcut ormanların tahribini hızlandıracak talihsiz bir belge konumundadır. O nedenle desteklemek ve paylaşmak mümkün değildir.
C) MEVCUT ANAYASAYA GÖRE ORMAN DIŞINA ÇIKARILMA VE DEĞERLENDİRİLMESİNDE GELİNEN DURUM
1- Anayasanın 169 uncu maddesine göre 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca 2002 yılı sonu itibariyle 473 419 Hektar alan hazine adına orman dışına çıkarıldı.
2- Orman dışına çıkarılan alanların değerlendirilmesi için, Anayasanın 170 inci maddesinin öngördüğü şekilde hazırlanan 2924 sayılı Orman Köylerinin Kalkındırılmasının Desteklenmesi Hakkında Kanun 1983 de ve uygulama yönetmeliği de 1997 de yayımlandı.
2924 sayılı Kanunun bazı maddeleri üzerinde Anayasa mahkemesinin muhtelif iptal kararları verildi. Bu kararlara uygun yapılan düzenlemelerden sonra 536 köyde çalışmalar yapılmış ve 6701 Hektar yerin satışı ve tapuları hak sahiplerine verilmiştir.
3- Orman Bakanlığınca yürütülen satış işlemlerinin; Maliye Bakanlığınca diğer hazine arazileriyle birlikte yürütülmesini öngören ve Orman Bakanlığının satışlara ait yetkilerini düzenleyen 2924 sayılı Kanunun ilgili maddesini kaldıran 4706 sayılı Kanunun, satışların mümkün olamayacağını belirten Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 2/B arazilerinin değerlendirilmesine dair hiçbir işlem yapılmamıştır.
4- Geçen yasama döneminde sorunu çözmeye ilişkin yapılmak istenen Anayasa değişikliği; sorunu çözme yerine, konunun hazineye 25 milyar dolar gelir sağlayacak düzenleme olarak yansıtılması ve yeni sorun yaratacak olan Devlet ormanlarının işlettirilmesinin öngörülmesi yüzünden yapılamamıştır. Bu konudaki Anayasa değişiklikleri kamu oyunu günlerce meşgul etmiş ve anayasal hak çözülemez hale getirilmiştir.
D) 2/B ALANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN YAPILACAK ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA ODAMIZIN GÖRÜŞLERİ ŞÖYLEDİR.
1- Odamız, Anayasa değişikliğinin Cumhurbaşkanlığınca bir kez daha görüşülmek üzere TBMM ne iade etmesi üzerine, sivil toplum örgüt temsilcileriyle 2 Mayıs 2003 tarihinde Orman Bakanlığında yapılan toplantıda açık bir şekilde ifade ettiğimiz üzere;
? Anayasanın 169 uncu maddesinde yer alan Devlet ormanları devlet tarafından işletilir hükmü aynen korunmalıdır. Anayasada yapılacak değişikliklerde, ormanların geleceğini tehlikeye sokacak ?İşlettirilir? hükmüne kesinlikle yer verilmemelidir.
? 2/B alanları; önceliği kullanıcısı orman köylüsü olmak üzere SATILARAK değerlendirilmelidir. Bu işler bir tasfiye hareketi olarak düşünülmelidir. Bu alanların tahsisi, devri ve temlikine imkan verilmemelidir.
? Orman dışına çıkarılma işlemleri, 31.12.1981 tarihinden sonraya kesinlikle götürülmemelidir. Yeni 2/B in olmaması için, Anayasanın 169 ve 170 inci maddelerindeki bu konular çıkarılarak yeni bir düzenleme yapılmalıdır.
2- Anayasamızın 169 ve 170 inci maddeleri üzerinde yukarıdaki şekilde değişiklikler yapılamalı ve diğer hükümleri korunmalıdır.
3- Ormandan nakledilecek köylerin yerleştirilmesi için 6831 sayılı Kanunda düzenlenen 2/A madde uygulaması mutlaka yaygınlaştırılmalıdır.
5- 6831 SAYILI YASANIN 2/A VE 13. MADDELERİNE İLİŞKİN ODAMIZCA YAPILAN ÖRNEK ÇALIŞMA

Tarıma açılmak üzere ormandan çıkarılan yerlerin Devlet eliyle imar ve ihya edildikten sonra bu yerlere orman içi ve bitişiğindeki köyler halkı (2/A alanları) yerleştirilir.
Â
6- ORMAN KADASTROSU VE MÜLKİYET
- 1937 yılından günümüze kadar (3116, 4785, 5653,5658, 6831, 1744, 2896, 3302, 3373 ve 3402) kanuni düzenlemeler yapıldığı, sık sık değişen bu yasalar bazında orman kadastrosunun başa döndüğü bir köye beş defa girilme zorunluluğunun doğduğu, Orman kadastro komisyon yapısının da değişmesinden dolayı kadastro çalışmalarında istenilen verimin alınamadığı,
- 3402 sayılı Kadastro Kanununun ormanlara yönelik 4ncü maddesi 3ncü fıkrasını değiştiren 5304 sayılı Kanun doğrultusundaki orman kadastro çalışmalarına hem TKGM hem de OGM?ce hız verilmelidir. Orman Kadastro komisyonları, 5304 sayılı yasa çalışmalarına yoğunlaştırılmalıdır.
- 5304 sayılı yasa uygulamalarında görev alacak elemanların, eskiden beri kadastro çalışmalarında görev almış elemanlar olmasına özen gösterilmelidir.
- TKGM?nün ihale yaptığı 5304 sayılı yasa çalışmalarında, vasıf belirleyen Orman Genel Müdürlüğü elemanları ile vasfı belirlenen noktanın ulusal nirengiye bağlı koordinat değerlerini tespit eden ölçü ekibinin ya aynı anda, yada sonra ölçülecekse ölçüm esnasında ormancı teknik elamanın bulunması gerekmektedir. Çünkü vasıf tayini esnasında işaretlenen Orman Sınır Noktaları  bulunamamaktadır.
- Kadastronun hedefi tescildir. Orman kadastro komisyonları 5304 sayılı yasa dışında orman kadastrosu yapmayarak, daha önce yapılmış (%75) orman kadastro sahalarının tescili için 6831 Sayılı Kanunun, 4999 Sayılı Kanunla değişik bazında eksiklikleri giderilerek, büyük ölçekli harita yönetmeliği çerçevesinde bir an önce çözüm üretilmelidir.
7- ORMAN KORUMA VE YANGINLA MÜCADELE
- 6831 Sayılı Orman Yasasının 81. maddesinde değişiklik yaparak orman korumada köy tüzel kişiliklerinin devreye sokulması
- Son 20 yılda böcek zararından 7 milyon m3 emval kesilmiş, bunun 4-5 milyon m3 ü dışardan gelen böcek zararlarıdır.
- 3-Orman yangınları konusunda donanım problemimiz yok. Özverili bir çalışma var. Mevzuatta görevlilerin yapacakları işler belirli. Yangında sevk ve idare yöreyi bilen yerel yöneticilerce olmalı. Merkezin müdahalesi ancak dış destek ve motivasyon amaçlı olmalı. Yangınla mücadele kuvvetleri, yeni çıkabilecek yangınlar da göz önüne alınarak dengeli kullanılmalı. Hızlı ve soğukkanlı hareket edilmelidir. Böcek, mantar ve gaz zararları yangın zararından kat kat fazladır orman yangınlarının güncelliği, diğer koruma çalışmalarının ihmaline neden olmaktadır. Yangınla mücadele ayrı bir daire başkanlığı şeklinde organize edilmelidir.
- Keçi başta olmak üzere kontrolsüz hayvan otlatmacılığının, ormanlara verdiği büyük zarar tartışılmaz bir gerçektir. Ancak ormanlık alanlarda otlatmanın tamamen yasaklanması ve keçinin ortadan kaldırılması da doğru bir yaklaşım değildir. Koruma ? kullanma dengesi iyi kurulmalıdır. Keçi popülasyonunun yoğun olduğu ve eko sisteme zarar verdiği bölgelerde alternatif gelir kaynakları sunularak keçi varlığı kabul edilebilir seviyede tutulmalıdır. Klasik planlama yerine kırsal alan yönetimini de içine alan çok yönlü faydalanma esasına dayalı havza planlaması çözüm yoludur.
8 - ORMANCILIKTA ULUSLARARASI İLİŞKİLER
Öngörü
- Türkiye ormancılığı bölgesinde ve komşu ülkeler nezdinde; uzun bir geçmişe sahip, deneyimli, bilgi birikimli, personel ve ekipman bakımından donanımlı bir kuruluş olarak takdir edilmektedir.
-  OECD üyesi olan Türkiye?nin, proje uygulamaları için dışardan kaynak temin etme döneminin bittiği söylenebilir. Türk ormancılığı, kendi veya uluslar arası finans kurumlarının kaynakları ile başka ülkelerde proje ve programlar yürütme dönemini başlatmalıdır (TİKA Örneği). Yeni girişim ve süreçler başlatmak suretiyle yönlendirici rol üstlenmelidir. Bölgesel ve uluslar arası ormancılık müzakerelerinde yeni açılımlar ortaya koyarak, belli ormancılık disiplinlerinde, diğer ülkeleri sürükleyebilme, onlara rehberlik yapabilme hedeflerine yönelmelidir.
Uygulama Yöntemleri Ve Araçlar
- Kurumsal olarak kazanılmış birikim ve deneyimler (Türk ormancılık teşkilatı, Dünya ormancılık Kongresi ve pek çok uluslararası sempozyum ve benzeri etkinliğe ev sahipliği yapmış olup başarılı bir şekilde yürütmüştür. Kurumsal olarak olarak kazanılmış bu deneyimlerin etkin olarak kullanılması, geliştirilmesi ve teşkilat ve ülke prestijine kazandırılmalıdır)
- Bilgi ve birikim sahibi uzman personelin yerinde değerlendirilmesi (Uluslar arası ormancılık müzakerelerinin belli disiplin ve süreçlerinde deneyim kazanmış personelin, bu yönde daha etkin kullanımı suretiyle genç uzman adaylarının daha iyi yetiştirilmesine önem verilmesiyle ülke ormancılığının uluslar arası vizyonu geliştirilmelidir)
- Ülkemizin orman kaynaklarının endemik özellik ve potansiyelinin daha yararlı ve etkin kullanımı (Bölgesinde ve özellikle Avrupa ülkeleri karşısında avantajlı ve öncelikli olduğu belli alanların, örneğin biyolojik çeşitlilik, doğal orman varlığı gibi, sahip olduğu avantajları iyi kullanarak bu alanlarda diğer ülkelere hizmet ve teknoloji transferi fırsatları aranmalı)
- Geleceğe hazırlıklı olunması (Artan küreselleşme eğilimlerini, Türk Ormancılığı ve ülke menfaatine geliştirmek için hazırlıklı olmak şarttır. Aksi halde başka ulusların iyi bir pazarı olma riskinden kurtulmak mümkün değildir. Uluslar arası ve bölgesel düzeyde ortaya çıkan yeni girişim ve süreçleri çok iyi izleyerek, bu gelişmeleri ülke ve Türk ormancılığı yararına kullanmayı becerebilecek personel ve kaynak kullanımını ve kurumsal yapılanmayı sağlayacak ormancılık politikaları üretilmesi gereklidir).





