DSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE ORMAN MÜHENDİSLİĞİ DİSİPLİNİ
   DSİ 1958 yılından bu yana da ?Erozyon ve Rusubat Kontrolu Şube Müdürlüğü? ile barajların erozyondan korunarak ömürlerinin uzatılmasına gayret göstermektedir.
          Â
İlgili Şube Müdürlüğünde görev yapan orman mühendislerinin durumu ve 5531 sayılı ?Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Mühendisliği Hakkında Kanun??un DSİ Genel Müdürlüğü açısından değerlendirilmesi ile ilgili görüşmelerde bulunmak üzere Odamız Genel Başkanı Ali KÜÇÜKAYDIN ve Odamız Yönetim Kurulu Üyeleri DSİ Genel Müdürü Prof. Dr. Veysel EROĞLU?nu makamında ziyaret etmişlerdir.
           DSİ Genel Müdürlüğünde orman mühendisliği disiplinin konumu hakkında hazırlanan bir rapor sunan heyet; "DSİ Genel Müdürlüğünün ilgili Şube Müdürlüğünde yeterli sayıda orman mühendisinin işlenlendirilmesi ve yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolu işlerinin hizmet alımı yoluyla serbest orman mühendislerince de yapılabileceğini" ifade etmişlerdir.
           Konu ile ilgili olarak hazırlanan ve sayın EROĞLU?na sunulan raporu sizler için aşağıya ekledik
1954 yılında 6200 sayılı kuruluÅŸ kanunu ile faaliyetlerine baÅŸlayan DSİ Genel Müdürlüğü kuruluÅŸundan itibaren ülkemizin su kaynaklarının geliÅŸtirilmesine yönelik yürüttüğü çalışmalara özveri ile devam ettiÄŸi ve bu çalışmalar neticesinde önemli baÅŸarılara imza attığı muhakkaktır. 6200 sayılı KuruluÅŸ Kanunun  2. maddesinde DSİ Genel Müdürlüğünün görevleri sıralanırken a bendinde; ?TaÅŸkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek? görevinin de bu önemli kuruluÅŸa verildiÄŸi görülmektedir. Görevi gereÄŸi yürütülen taÅŸkın kontrolu çalışmalarında yalnız mansap ıslah tedbirlerinin erozyon neticesinde oluÅŸan ve yüksek piklerle mansaba taşınan sediment (rüsubat) nedeniyle yeterince sonuç vermediÄŸi görüldüğünden yukarı havza önlemlerinin de alınması zorunluluÄŸu ortaya çıkmış ve buna yönelik örgütlenmeye gidilmiÅŸtir. Ayrıca baraj gölet gibi depolamalarda taşınan sediment sonucu ciddi kapasite kayıpları (Çubuk-1 Barajı örneÄŸi) oluÅŸmaya baÅŸlaması bu yapılanma sürecini hızlandırmıştır. Bu çalışmaları yürütmek üzere bünyesine orman mühendisliÄŸi disiplinini katan kuruluÅŸ 1958 yılında Erozyon ve Rüsubat Kontrolu Åžube Müdürlüğü?nü kurmuÅŸ ve etüt ve uygulama çalışmalarına baÅŸlayarak bugüne kadar ülkemiz topraklarında erozyonun en aktif olduÄŸu yaklaşık %7?lik bölümünü etüt etmiÅŸtir. Bu önemli yapılanma neticesinde ülkemizin erozyon kontrolu konusunda çok önemli çalışmalar yapılmış çok sayıda tesisin, yerleÅŸim yerlerinin ve tarım arazilerinin taÅŸkın ve rüsubat zararlarından korunması saÄŸlanmış ve daha da önemlisi verimli topraklarımızın önemli bir bölümünün aşınması ve taşınması önlenmiÅŸtir. Ayrıca barajlarımızın sadece 50 yıllık proje ekonomisi süresinde deÄŸil gelecek neslin ihtiyaçlarına da cevap verecek ÅŸekilde çok daha uzun süre fonksiyonel kalabilmesi için çalışmalara devam edilmektedir.Â
 DSİ Genel Müdürlüğü bünyesinde 1958 yılından bu yana yukarı havza erozyon ve rüsubat kontrolu konularında ve diÄŸer çalışmalarda önemli katkılar sunan orman mühendisliÄŸi disiplininin taÅŸkın, erozyon ve rüsubat kontrolu, aÄŸaçlandırma çalışmalarındaki fonksiyonlarına kısaca bakılacak olursa;Â
Orman Ekosisteminin taşkınların önlenmesindeki önemi sebebiyle taşkın, erozyon ve sedimantasyon konularının ormancılık eğitiminde ayrı bir yeri olmuş ve çeşitli derslerle yer almıştır. Bilhassa dağlık arazi dere havzaları ıslahı konularında geniş yer verilmiştir.
           Sellerin ve sediment taşınım ve birikiminin oluÅŸturduÄŸu sorunların ana sebebi esas itibariyle erozyondur. Gerçektende daÄŸlık arazi dere havzalarında karşılaşılan toprak kayması gibi çeÅŸitli kitle hareketlerinin, sellerin ve yataklar boyunca fazla miktarda sediment taşınmasının oluÅŸmasında tetik görevi yapan faktör erozyon olmaktadır. Dolayısıyla havzalarda erozyonun kontrol altına alınması, sel kontrolünün ön ÅŸartı niteliÄŸindedir.Â
           Erozyonun ve sellerin kontrolünde havza ormanlarının ve buralarda uygulanacak ormancılık tekniklerinin rolü çok önemlidir. Erozyon ve sel kontrolü için yerine getirilmesi gereken görevler esas itibariyle;Â
1-Suların yağış havzasından dere yatağına düzenli bir ÅŸekilde geçiÅŸini saÄŸlamak,Â
2-Sularla havza yamaçlarından dere yataklarına taşınan katı materyali nicelik ve nitelik bakımından normal ölçülere indirmek,Â
3-İmkânlar elverdiÄŸince düzenli bir ÅŸekilde dere yatağına ulaÅŸması saÄŸlanan suları ve nicelik ve nitelik bakımından normal ölçülere indirilen materyali yatak boyunca zararsız ÅŸekilde akıtmak, uygun yerlerde depolamak ya da tespit etmek ÅŸeklinde sıralanabilir. Tüm bu çalışmalar doÄŸrudan doÄŸruya orman mühendisliÄŸinin çalışma alanına girmektedir.Â
Kısaca, erozyonun ve sellerin kontrolü ve önlenmesi ile Orman MühendisliÄŸi arasında çok yakın bir iliÅŸki vardır. Çünkü derelerde fazla miktarda su ve materyal taşınması, çoÄŸunlukla akarsu havzalarının yukarı kesimlerindeki bitki (özellikle orman) örtüsünün suyu ve toprağı koruyucu niteliÄŸini yitirmesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Yan dere havzaları genellikle engebeli ve daÄŸlık arazide yer almaktadır. Orman MühendisliÄŸi, sel ve erozyonun sonuçlarıyla savaÅŸma yerine, sorunu kaynağında çözümleme imkânına sahip tek meslek olarak görülmektedir.Â
           29.06.2006 tarihinde kabul edilen 5531 sayılı Orman MühendisliÄŸi, Orman Endüstri MühendisliÄŸi ve AÄŸaç İşleri Endüstri MühendisliÄŸi Hakkındaki kanununda orman mühendislerinin faaliyet konuları sıralanırken ?AÄŸaçlandırma, erozyonla mücadele, sel ve çığ kontrolü, havza amenajmanı, entegre havza ıslahı ve kırsal kalkınma plânlama, projelendirme ve uygulama çalışmaları yapmak.? faaliyeti de bu meslek disiplinin uhdesinde bırakılarak yürüttüğü özverili çalışmaların tescili yapılmıştır.Â
           DSİ Genel Müdürlüğü bünyesinde 1958 yılından bu yana var olan ve erozyon, rüsubat ve taşkın kontrolu konularında önemli çalışmalar yürüten ve halen büyük özveri ile yürütmeye devam eden orman mühendisleri geçen süre zarfında istihdam noktasında maalesef hak ettiği yerden çok uzaktadır. Daha önceleri DSİ bünyesinde 50 ?nin üzerinde orman mühendisi çalışırken bu gün bu sayı 25 e kadar düşmüştür. Ancak mevcut orman mühendislerinin bir bölümü de kuruluşun farklı birimlerinde başarı ile hizmet ettiği düşünüldüğünde yukarı havza ıslahı konusunda çalışan personel yetersizliği daha da belirginleşmektedir. Bu meslek gurubunun DSİ bünyesinde yapacağı işler gün geçtikçe artarken istihdam noktasındaki bu sıkıntı hem çalışmalardaki başarı düzeyini etkileyecek hem de yeni çalışmaya başlayacak mühendislere mesleki deneyim aktarımı yeterli olmayacaktır. Bu konuda her bölgede en az 3 adet orman mühendisi ve merkezde güçlü bir şubeyi oluşturacak düzeyde orman mühendisi istihdamı sağlanması noktasında gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Çünkü Ülkemizin kaybedecek ne toprağı, ne suyu nede insanı yoktur. Tüm kaynakların olduğu gibi bu kaynakların yönetilmesinde en önemli etken olan insan kaynağının da yeterli ve zamanında istihdamı başarıyı önemli ölçüde arttıracaktır.
Â
                                                                                   TMMOB
                                                                                   ORMAN MÜHENDİSLERİ ODASI          Â





