.
Osmaniye ili Amanos Dağları eteklerinde bulunan Olukbaşı Yaylası ve çevresinde yürütülen kaçak yapıların kaldırılmasına yönelik çalışmalar son günlerde kamuoyunda farklı değerlendirmelere konu olmaktadır.
Öncelikle bilinmelidir ki; söz konusu alanlarda bulunan yapıların önemli bir kısmının, izin verilen kullanım alanları dışında, devlet ormanları üzerinde ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine aykırı şekilde inşa edildiği resmi inceleme ve tespitlerle ortaya konulmuştur. Şu ana kadar yapılan incelemeler sonucunda 225 adet yapının mevzuata aykırı olduğu belirlenmiş, ilgili idari ve yargısal süreçler tamamlanmıştır.
Orman alanları üzerinde inşa edilen ve mevzuata aykırı nitelik taşıyan bu yapıların hukuki güvenceye sahip olmadığı açıktır. Nitekim yürütmeyi durdurma taleplerinin reddedilmiş olması da uygulanan işlemlerin hukuka uygunluğunu teyit etmektedir.
Bu noktada altını özellikle çizmek isteriz ki; gerçekleştirilen işlemler herhangi bir idari takdirin değil, doğrudan kanunun emrinin sonucudur. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ilgili hükümleri, devlet ormanlarında mevzuata aykırı yapılaşmaların ortadan kaldırılmasını kamu idaresi açısından bir tercih değil, zorunluluk olarak düzenlemektedir.
Devletin görevi vatandaşına karşı olmak değil, hukukun üstünlüğünü ve kamu yararını korumaktır. Ormanlarımızın korunması, doğal yaşamın sürdürülebilirliği ve gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakılması Anayasamızın 169. maddesi kapsamında devlete verilmiş asli sorumluluklardandır.
Yıkım sürecinde görev yapan ormancılık teşkilatı mensuplarına yönelik sözlü ve fiziki müdahale girişimleri ise asla kabul edilemez niteliktedir. Kanunun uygulanmasını sağlayan kamu görevlilerinin görevlerini baskı, tehdit veya fiili müdahaleler altında yürütmeye zorlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Tüm Devlet kurumlarımızdan ve Orman teşkilatımızın farklı bölge müdürlüklerinden görevlendirilen teknik personeli ve çalışanları, yalnızca kendilerine verilen yasal görevi yerine getirmektedir. Bu nedenle görev başındaki meslektaşlarımıza yönelik her türlü saldırıyı ve yıldırma girişimini kınıyoruz.
Öte yandan süreç içerisinde bazı yapı sahiplerinin evlerini veya yapılarını ateşe verme girişiminde bulunduğuna ilişkin kamuoyuna yansıyan görüntüler büyük üzüntüyle karşılanmıştır. Özellikle yaz aylarının başlamasıyla birlikte en küçük bir ihmalin dahi büyük orman yangınlarına yol açabileceği unutulmamalıdır. Milletimizin ortak emaneti olan ormanlarımızı tehlikeye atabilecek her türlü davranışın telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği açıktır.
Vatandaşlarımızın, resmi makamların açıklamaları dışında dolaşıma sokulan bilgi ve yorumlara itibar etmemeleri, provokatif söylemlerden uzak durmaları ve hukuki süreçlere saygı göstermeleri büyük önem taşımaktadır.
Orman Mühendisleri Odası olarak; hukukun üstünlüğü, kamu yararı ve sürdürülebilir ormancılık ilkeleri doğrultusunda yürütülen çalışmaları desteklediğimizi ifade ediyor, görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiren başta ormancılık teşkilatımızın tüm mensupları olmak üzere sahada görev yapan kamu personelinin yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Ormanlar; yalnızca bugünün değil, yarınlarımızın da güvencesidir. Bu ortak mirasın korunması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TMMOB Orman Mühendisleri Odası