| 1- Yönetmelik değişiklik taslağı; mülkiyet ayrımı yapılmaksızın Anayasanın 169 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki, ??Devlet, ormanların korunması?. için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır?. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.? hükmü ile; üçünü fıkrasındaki, ?Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.? hükmünün uygulamaya aktarılmasını sağlayacak içerikte olmadığı ve özel ormanları koruyamayacağı görülmektedir. 6831 sayılı Orman Kanunun 52 inci maddesinde 1986 yılında yapılan değişiklikle, özel ormanlarda yatay alanın %6 sını geçmemek üzere inşaat yapılması izni konusunda hiç iyi örnekler sergilenmemiştir. Saip Molla 1 ve Saip molla 2 örnekleri çok kötü sonuçlanış ve Serdaroğlu özel ormanı da iyi bir yolda gitmemektedir. Dolayısıyla 52 inci madde uygulamasına açıklık getiren geçmiş emirler, uygulama talimatları ile yönetmeliklerdeki düzenlemelerin yeterli önlemleri alamadıkları anlaşılmaktadır. Geçtiğimiz 2006 yılının son aylarında, Serdaroğlu özel ormanında ortaya çıkan ve tüm kamuoyunu en üst düzeyde meşgul eden, özel ormanlarda %6 yapılaşma konusuna ilişkin haberlerin peşinden yönetmelik değişikliğine gidilmesi olumlu bir yaklaşımdır. Ancak bu düzenlemede, özel ormanların korunması zafiyete uğratacak boşlukların doldurulması beklenirken, bu yönde yeterli hükümler olmadığı gibi imar konusuna oldukça fazla yer verilerek ayrıntılı bir taslak oluşturulmuştur. Halbuki burada ormanlar açısından aranması gereken en önemli husus, 6831 sayılı Kanunun 17 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre, özel ormanlarda ki yapılaşmalar sonucunda, yapılan inşaatları sahiplerine rant yaratan unsurlar olmaktan uzaklaştırılmalıdır. 2- Özel ormanlardaki yapılaşmalarda, alelade bir arazide inşaat yapılıyormuş gibi hareket edilmemeli ve özel ormanların korunmasına ve topluma vereceği yararları gözden uzak tutulmamalıdır. Yönetmelik değişikliği taslağında, özel konutlar için ayrıntılı imar düzenlemeleri getirilmiştir. Halbuki 6831 sayılı Orman Kanunun 17 inci maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları Anayasaya Mahkemesinin 17.12.2002 tarihli E:2002/75 ve K:2002/200 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal kararından sonra, 17.6.2004 tarihli ve 5192 sayılı Kanunla, Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak 6831 sayılı Kanunun 17 inci maddenin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları yeniden düzenlenmiştir. Yönetmeliğin bu yeni yasal düzenlemelerin ruhu kapsamında ele alınması gerekmektedir. Mülkiyet ayrımı yapılmadan tüm ormanların gözetimi Devletçe yerine getirildiğine göre, özel ormanların tahribine neden olunmaması bakımından, Devlet Ormanlarındaki yapılaşma hassasiyeti bu ormanlar içinde gösterilmelidir. Zira ormanların Kamu yararı açısından topluma sağladığı fonksiyonel değerler, Devlet ormanları ve özel ormanlar açısından farklı olamayıp aynı kapsamda değerlendirilmelidir. Anayasa mahkemesinin iptal kararının esasın incelenmesine ait bölümünde bu husus şöyle ifade edilmektedir; ??kamu yararı kavramının her somut olayda ayrı ayrı ele alınması ve değerlendirilmesi zorunluluğunun bir tarafa bırakıldığı, böylece, korunması Anayasa?yla güvenceye balanmış olan orman arazilerinin kullanıma açılması sonucunun doğduğu? Anayasanın 169 uncu maddesinde, ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin, ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Maddenin birinci fıkrasında, Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu,? Anayasanın 169 uncu maddesinde öngörülen ?Kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz? tümcesine dayanılarak kamu yararının bulunduğu gerekçesiyle gerçek ve tüzel kişilere bina ve tesisler yapmak üzere orman arazileri tahsisi edilemez.? Anayasanın 169 uncu maddesi ve Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca özel ormanlar üzerinde yapılacak olan inşaatların; 6831 sayılı Kanunun 17 inci maddesinin 4 üncü fıkrasına göre izin alınırken ormanların korunması ve fonksiyonel yararları daima göz önüne alınmalıdır. 3- Yönetmelikle, özel ormanlarda yapılacak olan özel konut, bina ve tesisler için ayrıntılı imar düzenlemeleri yapılmamalıdır. Nitekim, Anayasa mahkemesinin 11.12.1986 tarihli, E: 1985/11 ve K:1986/29 sayılı kararında; orman arazilerinde, 3194 sayılı İmar Kanununa göre imar planlamasının yapılamayacağına açıkça belirtilmiştir. Bu konuyla ilgili olarak, 3194 sayılı İmar Kanunun 47 inci maddesiyle 2960 sayılı Boğaziçi Kanunun 3 üncü maddesinin (g) bendi yeniden düzenlenmiş ve yapılan bu düzenleme Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki kararıyla iptal edilmiştir. Kararda şöyle denilmektedir; ??2960 sayılı Kanunun 3. maddesinin değişiklikten önceki (g) fıkrası; ?Boğaziçi kıyı ve sahil şeridinde ve öngörünüm bölgesinde konut yapılamaz, tehvit ve ifraz işlemleri yapılmasına izin verilemez? biçiminde iken, 3194 sayılı Yasanın 47. maddesi ile değiştirilen yeni düzenlemede ise; kıyı ve sahil şeritlerinden söz edilmeksizin, öngörü-nüm bölgelerinde belli koşullarla konut inşaatına izin verilmekte ve ayrıca tevhit işlemleri yapılmasına da olanak sağlanmaktadır?. Anılan fıkranın ikinci paragrafında ise, orman, koru, ağaçlandırma ve yeşil alanların da aynı esaslara tabi olduğu ancak, bu doğal özelliklerinin korunmalarına özen gösterileceği ifade edilmektedir. Son paragrafta ise (g) fıkrası kapsamına giren yerlerde kat alanı ve yüksekliğe bakılmaksızın ruhsat ve kullanma izni alma zorunluğu getirilmektedir. ?Yasaların kamu yararına dayanması gereği kuşkusuz hukuk devletinin önde gelen unsurlarından birisini oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 22.6.1972 günlü, E: 1972/14, K: 1972/34 sayılı kararında, ?Hukuk Devleti ilkesinin öğeleri arasında yasaların kamu yararına dayanması ilkesinin de var olduğu? açıklanmıştır. Bu karara göre, ?Anayasa?nın 2. maddesinde tanımlandığı üzere Devletimiz bir hukuk devletidir. Hukuk devleti ilkesinin öğeleri arasında yasaların kamu yararına dayanması ilkesi vardır. Bu ilkenin anlamı kamu yararı düşüncesi olmaksızın başka bir deyimle yalnızca belli kişilerin yararına olarak herhangi bir yasa kuralının konulamayacağıdır. Buna göre çıkarılması için kamu yararı bulunmayan bir yasa kuralı Anayasa?nın 2. maddesine aykırı olur ve dava açıldığında iptali gerekir?. 3194 sayılı Yasa ile getirilen değişiklikte ise; 2960 sayılı Yasadaki düzenlemede yer alan kıyı ve sahil şeritlerinden söz edilmemekte, öngörünüm bölgesi; orman, koru, ağaçlandırma ve yeşil alanlar da dahil olmak üzere bazı sınırlandırmalarla özel yapılanmaya açılmaktadır. 2960 sayılı Yasanın 5. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, Boğaziçi alanında orman sayılmayan kamu kurum ve kuruluşlarına veya özel mülkiyete ait koru, koruya katılacak alan, çayır, mesire yeri, bostan ve benzeri alanların yeşil alan sayılacağı ve bitki varlıklarının geliştirilerek muhafaza edileceği, bu alanlardaki bitki varlıklarının yok edilmesi veya tahrip edilmesinin yasak olduğu belirtilmektedir. Yapılan değişiklikle öngörünüm bölgesi yönünden bu yasaklama da etkisiz hale getirilmektedir. Bu koşullarda, 3194 sayılı Yasa ile getirilen değişikliğin ?kamu yararını? gerçekleştirmek amacına yönelik olduğu kabul edilemez. ?. Öte yandan T.A.K.S.. (Taban Alan Kat Sayısı)nın büyük tutulması ve blok adedinin serbest bırakılması, bunun da ötesinde orman, koru, ağaçlandırma ve yeşil alanların da aynı koşullarla yapılanmaya açılması gibi hususlar gözönüne alındığında, yasa koyucunun buraları koruma amacı ile bu şekilde bir düzenlemeye yöneldiği düşünülemez. Yeni düzenlemenin, ne ölçüde kamu yararını gerçekleştirmeğe yönelik olduğu meselesi Anayasa yargısının ilgi alanı dışında kalmakta ise de; Anayasa Mahkemesinin yukarıda değinilen kararında belirtildiği gibi; sözü edilen hükmün kamu mümkün olmamaktadır. Bu durumda Yasanın bu hükmü ile doğurduğu sonuçların değerlendirilmesi suretiyle konu sağlıklı bir biçimde çözüme bağlanabilecektir?.. Yukarıda açıklandığı gibi; 3194 sayılı Yasanın 47. maddesi (g) fıkrasının getirdiği değişiklikle; önceden ancak toplumun yararlanmasına açık yapılar yapılmasına izin verilen Boğaziçi öngörünüm bölgesi, belli koşullarla da olsa sonuç olarak, yeşil alanları da kapsar biçimde konut inşaatına açılmış bulunmaktadır. Bu sonuç, yasa koyucunun amacının, Boğaziçi öngörünüm bölgesini kamu yararını gözönünde tutarak korumak değil, buna yeşil alanları da dahil etmek suretiyle özel yapılanmaya açmak olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Anayasa?nın 56. maddesinin birinci fıkrasında ?Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir? denilmektedir. 2960 sayılı Yasanın 3. maddesinin değişiklikten önceki (g) fıkrası ile orman fonksiyonları gözetilerek, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevreden yararlanmasını sağlamak amacıyla Boğaziçi öngörünüm bölgesinde konut inşaatını yasakladığı anlaşılmaktadır. ??Açıklanan nedenlerle 3194 sayılı Kanunun 47. maddesinin, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu?nun 3. maddesinin (g) fıkrasını değiştiren hükümlerinin, Anayasa?nın 2. ve 56. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.? 4- Özel ormanlara ilişkin yönetmeliğin içinden ?Hükmi Şahsiyeti Haiz Amme Müesseselerine Ait Ormanlar? a ilişkin düzenlemeler tamamen çıkartılmalıdır. Zira amme müesseselerine ait ormanlar; gerek ormanın sahipliliği ve gerekse fonksiyonları açısından, özel kişilere ait 6831 sayılı Kanun ifadesiyle ?Hususi orman sahipleri? n den tamamen farklıdır. Kanunun 52 inci maddesiyle hiçbir bağlantısı yoktur. O nedenle, ağırlıklı olarak Kanunun 52 inci maddesinin uygulamasını gösteren bir yönetmelik içinde bu ormanlara ait düzenlemeler yer almamalıdır. Nitekim, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselere ait ormanlar ait düzenlemeler Kanunun 3 üncü faslı altında yer alırken, hususi ormanlar Kanunun dördüncü faslı altında yer almıştır. Bu ormanları Devlet ormanından ayırmak amaç açısından da ters düşmektedir. Bu ormanların idare ve muhafazasında, Kanunun 48 inci ve 49 uncu maddeleri uyarınca, Devlet ormanlarına uygulanan usul ve esasların uygulanacağı belirtilmiştir. | 1- TEKLİF: Yönetmelik maddeleri düzenlenirken, özel ormanın %6 yatay alanını geçmeyecek şekilde her türlü genel alt yapılar ile üst yapıların bu orana dahil edilecek şekilde olmalı ve yönetmelik bu şekilde değiştirilmelidir. Yönetmelik maddelerinde 3194 sayılı İmar Kanunu uygulamalarına yer verilmemelidir. Zira Anayasa Mahkemesinin 11.12.1986 tarihli E.1985/11 ve K:1986/29 sayılı kararı orman alanlarında imar planlamasına imkan vermemektedir. GEREKÇE: 6831 sayılı Orman Kanunun 52 inci maddesinde özel ormanlar için getirilen, ??Kanunun 17 inci maddesine göre izin almak ve yatay alanın yüzde altısını (%6) geçmemek üzere imar planlamasına uygun inşaat yapılabilir.? İfadesinin yasama süreci incelendiğinde aşağıdaki durumlar görülmektedir. a) Kanunun52 inci maddesindeki bu değişiklik, ilk kez 3302 sayılı Kanun tasarısının TBMM genel kurulunda görüşülmesi sırasında gerekçesiz verilen bir önerge sonucunda ??ifraz yapılmamak ve yatay alanın %6 sını geçmemek kaydıyla inşaat yapılabilir.? hükmü Orman Kanununa eklenmiştir. Dolayısıyla inşaat yapılabilir ifadesinden neyin amaçlandığı tam olarak açık değildir. b) Diğer taraftan 3373 sayılı Kanun Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülürken verilen bir önerge ile 52 inci madde, ??bu Kanunun 17 inci maddesine göre izin almak ve yatay alanın yüzde altısını (%6) geçmemek üzere imar planlamasına uygun inşaat yapılabilir?? şeklinde değiştirilmiştir. Aynı şekilde değişiklik gerekçesi belli değildir. Bu değişiklikte ?İfraz yapılmamak? ifadesi maddeden çıkarılırken, ?Kanunun 17 inci maddesine göre izin almak ve imar planlamasına uygun? olarak yapmak ifadeleri eklenmiştir. Bu düzenlemelerin ormanların korunmasını zafiyete düşürecek mahiyette olduğu görülmektedir. Özetlemek gerekirse 52 inci, maddedeki ?inşaat yapılabilir? ifadesi gerekçesiz bir şekilde TBMM genel kurulunda eklenirken, Kanunun 17 inci maddesine göre izin almak ve imar planlamasına uygun olarak yapmak ifadeleri de Tarım-Orman ve Köyişleri Komisyonunda gerekçesiz olarak madde metnine eklenmiştir. OGM, 3302 sayılı Kanunla değişik 52 inci maddenin uygulanmasına açıklık getirmek amacıyla, OGM 29.12.1986 tarihli ve KDM-3/ 2435 sayılı talimatında; ??%6 (yüzde altı) dışında kalan ormana ve yola (10.00 m) den fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasına mahsusu bağ veya sayfiye evleri veya eğlence turizm tesisleriyle bu gibi tesislerin müştemilat binalarının yapılması..?olmak üzere izin verilmesi istenmiştir. Bu talimat da kamu yararı gözetilmeye özen gösterilmiş ve her türlü yapı alanları, yol, otopark ve sosyal tesislerin %6 ya dahil olduğu belirtilmiştir. c) Ormanlarda imar planına göre yapılaşma olamaz. O nedenle, yönetmelikte özel ormanlarda yapılacak olan özel konut, bina ve tesisler için ayrıntılı imar düzenlemeleri yapılmamalıdır. Kararın ayrıntıları, yan taraftaki taslağın geneli üzerinde görüş ve değerlendirme kısmında yazılan Anayasa mahkemesinin 11.12.1986 tarihli, E: 1985/11 ve K:1986/29 sayılı kararında; orman arazilerinde, 3194 sayılı İmar Kanununa göre imar planlamasının yapılamayacağını çok açık bir şekilde belirtmiştir. Karardaki bazı konulara dikkatlerin çekilmesi gerekir. Şöyle ki; ??orman, koru, ağaçlandırma ve yeşil alanların da aynı koşullarla yapılanmaya açılması gibi hususlar gözönüne alındığında, yasa koyucunun buraları koruma amacı ile bu şekilde bir düzenlemeye yöneldiği düşünülemez?. Boğaziçi Yasası ile ilgili hükümler tasarıya komisyon aşamasında eklenmiş olduğundan, bu konuda yasanın gerekçesinden yararlanmak mümkün olmamaktadır. Bu durumda Yasanın bu hükmü ile doğurduğu sonuçların değerlendirilmesi suretiyle konu sağlıklı bir biçimde çözüme bağlanabilecektir?.. Yukarıda açıklandığı gibi; 3194 sayılı Yasanın 47. maddesi (g) fıkrasının getirdiği değişiklikle; önceden ancak toplumun yararlanmasına açık yapılar yapılmasına izin verilen Boğaziçi öngörünüm bölgesi, belli koşullarla da olsa sonuç olarak, yeşil alanları da kapsar biçimde konut inşaatına açılmış bulunmaktadır. Bu sonuç, yasa koyucunun amacının, Boğaziçi öngörünüm bölgesini kamu yararını gözönünde tutarak korumak değil, buna yeşil alanları da dahil etmek suretiyle özel yapılanmaya açmak olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Anayasa?nın 56. maddesinin birinci fıkrasında ?Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir? denilmektedir. 2960 sayılı Yasanın 3. maddesinin değişiklikten önceki (g) fıkrası ile kamu yararı gözetilerek, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevreden yararlanmasını sağlamak amacıyla Boğaziçi öngörünüm bölgesinde konut inşaatını yasakladığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle 3194 sayılı Kanunun 47. maddesinin, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu?nun 3. maddesinin (g) fıkrasını değiştiren hükümlerinin, Anayasa?nın 2. ve 56. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.? denilmektedir. Orman Kanunun 52 inci maddesinde yapılaşmaya yönelik eklemeler çok ayrıntılı bir şekilde düşünülmeden TBMM genel kurulu ve komisyonda eklenmiştir. Bu güne kadar Saip Molla 1 ve 2 özel ormanlarındaki uygulamalar çok kötü sonuçlar vermiş ve Serdaroğlu özel ormanı da kötü bir yönde gitmektedir. O nedenle Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, ormanların korunması ve sağlıklı bir çevre için, ormanların bütünlüğü bozmayacak yapılara ilişkin düzenleme yapılmalı ve imar konularına girilmemelidir. 2- TEKLİF: ?Hükmi Şahsiyeti Haiz Amme Müesseselerine Ait Ormanlarda? yapılacak iş ve işlemler bu yönetmelik kapsamından çıkarılmalıdır. Bu hususlar ayrı bir yönetmelikte düzenlenmeli veya Devlet ormanlarına yapılacak iş ve işlemlere ait yönetmeliklere göre yürütülmelidir. GEREKÇE: Bu ormanlar bir anlamda doğrudan doğruya Devlet ormanları gibi kamuyu ilgilendirmektedir. Kanunda bu ormanlara ait düzenlemeler, özel ormanlardan ayrı bir fasılda yer almış, Devlet ormanına uygulanacak iş ve işlemlerin bu ormanlar içinde geçerli olduğuna 49 uncu maddede işaret edilmiştir. 3- TEKLİF: 6831 sayılı Orman Kanunun 52 inci maddesinde yer alan özel ormanların yatay alanının %6 sında, Anayasa çerçevesinde hangi inşaatların yapılabileceği ve nasıl bir yol takip edileceği hususları; her hangi bir yoruma gerek kalmadan ve 17 inci maddeye atıfta bulunulmadan net bir şekilde yeniden düzenlenmelidir. GEREKÇE: Taslağın geneli üzerindeki görüş ve değerlendirme bölümünün tartışılması sırasında; Kanunla düzenlenmesi gereken hususların, yönetmelikle düzenlenmek istendiği, orman mühendislerinin sorumlu olmadıkları imar vb. konularda, cezai ve mali sorumluluğa sokacak nitelikte düzenlemelerin yapıldığı kanaatine varıldığından; Kanunun 52 inci maddesindeki yapılaşma hükmünün, yoruma bırakılmayacak tarzda yeniden düzenlenmelidir. Böylece özel ormanlarda yapılacak binalar konusunda her kesim ne yapacağını açık olarak bilmiş olur. |